
Hakikat yolunda tüm dinler birdir, Allah’ın gözünde ırkların, renklerin, kadın ve erkeğin arasında fark yoktur.[1]
Şimdiye kadar okuduklarım arasında farklı bir yeri olan Hakikat Sözleri, Dr. Bahram Elahi tarafından babası Ostad Elahi’nin sözlü öğretilerinden derlenmiş ve Türkçesi 2017’de yayınlanmış bir kitap. Tanınmış bir düşünür, yargıç ve müzisyen olan Ostad Elahi’nin (1895-1974) ailesi ve arkadaşları ile bir araya geldiği zamanlarda, soru-cevap şeklinde geçen sohbetlerinden oluşan bir seçki. Konular, maneviyat, hakikat, kendini ve nefsi tanımanın yolları, kemâle giden yolda ruhsal olgunlaşmanın aşamaları gibi başlıklar etrafında gelişir.

Toplumda insan gibi yaşamanın yollarını, iç veya dış kaynaklı güçlükler karşısında başvurabileceğimiz çareleri, ruhumuzun olgunluğa ermesini ve sonsuz mutluluğu mümkün kılacak koşulları pratik biçimde ve samimi bir dille anlatan bu kitap, bilgeliğin, günümüz insanına göre uyarlanmış el kitabı gibi.
Ostad Elahi, hayatını Hakikat’i aramaya, öz bilgiye, kendini tanımaya ve insanlığa hizmete adamış. 25 yaşına kadar geleneksel maneviyat ve asetisizim uygulamaları ile aile evinde yaşar. Babasının ölümünden sonra, geleneksel maneviyatı bırakıp toplum hayatına katılmaya karar verir. Hukuk eğitimini tamamlar ve emekli oluncaya dek sürdürdüğü yargıçlık görevine ek olarak, maneviyata yenilikçi bir yaklaşımın temellerini da kurmaya başlar. Ostad Elahi’nin bu yenilikçi yaklaşımı, ailesinden gelen mistik geleneğin üzerinde kazandığı kişisel deneyimleri, gözlemleri ve araştırmalarının bütününe dayanmaktadır. Düşünce ve öğretisinin temel özellikleri, evrensel değerlere dayanıyor oluşu, pratik ve toplum içinde uygulanabilir olması, cinsiyeti veya dini ne olur olsun, her insanın gündelik hayatına uyumlu olmasıdır.
Ostad Elahi, insanın Hakikat ile olan bağı hakkında şöyle der:
“Hakikat”, insanın ne olduğunu, nereden geldiğini, buradaki görevinin ne olduğunu ve nereye gideceğini bilmesidir. Hakikat’e erişmek için, kendimizi bu bilginin peşinden gitmeye adamalı ve bilgiyi uygulamaya geçirerek anlamaya çalışmalıyız.[2]
Hakikat’e giden yolda ön koşul insan olmaktır.
Gerçek bir insan, tabiatı gereği her zaman yaşantısında iyi bir iz bırakmaya çalışır ve bunu, toplumun yararına olan ve takdir edilen işler yaparak sağlar. Başka bir ifadeyle beşer, insan olunca, insaniyeti, ona hep yararlı olmasını hükmeder[3]…[o] başkalarının mutluluğuna sevinen, başkalarının dertlerine ortak olan kişidir. Gerçek insan olmanın bir diğer özelliği de şudur : Aşağılık davranışlara, vicdana ve onura aykırı tüm hareketlere kendiliğinden antipati duyar.[4]
Ancak bu yolda önemli bir engel vardır ki bu insanı kötülüğe tahrik eden nefsinin ardı kesilmeyen buyrukları ve arzularıdır.[5] Nefsinin baskısı altında kalan insan, onun anında tatmin isteyen gayrı meşru arzu ve güdülerini dizginleyebilmek için devamlı mücadele etmek zorundadır. Buyurgan nefs (nefs-i emmâre) ne mantık dinler ne akıl, ne hukuku hesaba katar, ne de diğerlerinin hakkını. Ostad Elahi, öğretisinde çok önem verdiği nefsle mücadele hakkında şunu vurgular :
Nefse karşı mücadele, insanın, bedenini güçsüz kılması değildir. Beden, ruh için bir sığınak gibidir. Bedeni, tıpkı güçlü ve sağlıklı olduğu takdirde binicisini daha iyi taşıyacak bir binek olarak görmelidir. O yüzden insanın bedeni güçlendirmesi gerekir ama aynı zamanda ruhu da o kadar güçlendirmelidir ki nefs, bütün hayvansal gücüne rağmen dizginleri ele alıp ruhu istediği yere sürmemeli; aksine, ruhun önünde boyun eğmelidir. Ruhu güçlendirmeye ve arındırmaya yönelik olan bu nefsle mücadele yöntemi, kendi tecrübelerimin sonucunda geliştirdiğim yeni bir tıp bilimi gibidir. [6]
[…]
Resmi dairede çalışmaya başlamadan önce on iki yıl boyunca yapığım asetik (çilekeş) ibadetlerin toplamının, toplum içinde aktif bir yaşantı ve çalışarak geçirdiğim hayatın bir yılı kadar sevabı yoktu.[7]
Ostad Elahi için asıl başarı, toplumdan tecrit olarak nefsi söndürmek değil, toplumda aktif bir hayat sürerken nefse karşı yapılan mücadeledir. İnsan olmanın temelinde yatan bu mücadeledir. Bu kişinin, düşüncesi, eylemi, sözü ve davranışlarının birbiriyle uyum içinde olmasının da, insaniyetinin göstergesi olduğunu vurgular kitapta. Kendi yaşamının bütünü ile bir model teşkil eder; kendisi, öğretilerinin canlı bir örneği. Şöyle der :
Sözler bir şey, onların etki etmesi ise başka bir şeydir. İnsan, ancak inandığı şeyi uygularsa etkisi olur. Sadece konuşmak tesir etmez.[8]
Kitapta cevabını bulmanın mümkün olduğu temel sorulardan bir kaçı :
- Vahşi ormana benzettiği günümüz toplumunda yaşarken nasıl erdemli kalır da gerçek insan olabiliriz ?
- Hak ve görevler arasındaki denge nasıl tayin edilir ?
- Buyurgan nefse (nefs-i emmâre) karşı neyle, nasıl savaşır ve Hakikat arayışında nasıl ilerleyebiliriz?
- Ruhun ölümsüzlüğü ve ölümden sonra devam eden yaşamda, yani öbür dünyada bizi bekleyenler nelerdir?
- Hesap gününe neden inanmalıyız ?
- Gerçek ilahi rehberlik dünyada bulunur mu ?
İnsan, ruhuna iyi gelen Hakikat Sözleri’ni okurken, insanca soruların bir kısmına ya da bir süredir düşünüp de cevap bulamadığı, kenara bıraktığı bazı başka sorulara, akla, kalbe ve gerçeğe uygun cevaplar bulabilir.
Kitabı keşfetmek isterseniz, farklı dillerde çevrilmiş baskıları mevcut :
Türkçe:
Hakikat Sözleri, Doğan Novus, 2017
Farsça: برگزیده
Bargozeedeh, Nashr-e Panj, 2009
Fransızca:
Paroles de Vérité, Paris, Albin Michel, 2014
Italyanca:
Parole di Verità, Mondadori, 2016
Duygu Bruce
Notlar:
[1]21.söz
[2] 1. söz
[3] 4. söz
[4] 277. söz
[5] Önsöz s.16, Fransızca baskı.
[6] Burada bahsedilen arınma, ruhun sağlığını korumak ve gelişimini sağlamak anlamındadır. (Bahram Elahi’nin notu) Paragrafın tamamı önsözden alıntı, Fransızca baskı.
[7] 322. söz
[8] 337. söz




