Kategori Bilim

Hafızanın Yedi Günahı

  “ 18. doğumgününüzü canlandırın. Yanınızda kimler vardı? Ne kadar detay hatırlıyorsunuz? Hatırlayamadığınız detaylar varsa onlar nerede, acaba sonsuza dek yok mu oldular ? ” böyle yazar Alison Winter anılarla ilgili kitabında. Duyduğumuz, gördüğümüz, kokladığımız, hissettiğimiz, kısacası yaşadığımız herşey bir yere kayıt edilerek saklanıyor mu? Bu yer nerede? Nasıl oluyor da hatırlıyoruz ya da hatırlamıyoruz? Bu tür soruların gizemli merakı peşinde gideriz bazen. Hafıza, zihinsel, psikolojik ve ruhsal tüm parçalarımızı bir arada bağlı tutarak benliğimizin ve karakterimizin özünü oluşturur. Öğrenmeyi, bağlantılar kurmayı ve öğrendiklerimizi hayata…

Azimle Devam Etmek İçin Bir Kaç Pratik

Dağı yerinden oynatan insan, işe, küçük taşları taşıyarak başlar. – Konfüçyüs   “ İnsan doğası tembelliğe yatkındır. Kolay olana yöneliriz. Süpermarket girişine en yakın yeri bulmak için otoparkta tur atma, merdiven yerine asansörü tercih etme veya yemek pişirmek yerine eve sipariş etmek eğilimimiz de bu yüzdendir, ” der nöropsikolog Boris Cheval. Çabuk tatmin eden ve fazla bekletmeden ödül getiren iş-uğraş isteriz. Beklenen ödül geciktiğinde veya işler zora girdiğinde hayal kırıklığı hemen bizi bekler. Azim ve şevkimiz sarsılabilir. “Boş versem mi , uğraşmaya değmeyecek, zaten ne…

Yüksek Duyarlı Kişilerin Kıymetleri ve Zorlukları

  Yüksek duyarlılığa sahip kişiler, fiziksel ve duygusal olarak diğerlerine göre daha kolay uyarılırlar. Duyarlı olmanın hem avantajları hem de dezavantajları vardır. Ancak birçok kültürde bu özelliğe sahip olmak ideal kabul edilmez. Duyarlı kişiye, sanki bu bir kusurmuş gibi, özgüvenini ve özsaygısını kazanması için “bunu aş” denmiştir. Yetişkin olarak, doğru kariyeri ve ilişkileri bulmakta zorluk çekmiş olabilir. “Yüksek Duyarlı Kişi” terimini ortaya atan psikolog Elaine Aron, bunun “içe dönüklük” veya “utangaçlık” olarak kısaca tanımlanabilecek bir özellik veya kusur olmadığını belirtir. Yüksek Duyarlı Kişiler (YDK’ler) özeldir,…

Kendi Kendine Telkinin Başarısı

  Eczacı ve psikolog Émile Coué’nin ruhsal ve fiziksel hastalıkları nasıl iyileştirdiği hakkında “ Birini tedavi etmeden önce sor, onu hasta eden şeylerden vazgeçmeye niyetli mi ” diye öğütlemiş Hipokrat (M.Ö. y 460-370). Plato (M.Ö. y 447-347) herhangi bir tedavinin başarıya ulaşması hakkında şöyle der : Bütünün tedavisi olmadan parçanın tedavisine; ruh olmadan bedenin tedavisine kalkışılmamalıdır. İrfan sahibi, bilge doktor ve çok yönlü bilim insanı İbn-i Sina, “şifa”yı mümkün kılmak için nedensel yaklaşımın zorunlu olduğunu belirtir : Herhangi bir şeyin bilgisi, her şeyin nedenleri olduğundan,…

Müziğin Ruh ve Beyin Üzerindeki Etkileri

“Müzik öylesine bir haz verir ki insan tabiatı onsuz yapamaz,” demiş Konfüçyüs. Victor Hugo da müzik, insan için vazgeçilmezdir der çünkü  : “Müzik, kelimelere sığmayanı ve sessiz kalamayacak olanı ifade eder.” Yaradılışın başından beri var olan müziğin insan beyniyle ve ruhuyla olan gizemli bağını araştıran tanınmış bilişsel psikolog, müzisyen ve nörobilimci Daniel Levitin, müziğin,  beyin, düşünceler, duygular ve ruh üzerindeki etkileri hakkında der ki : Müziğin meydana getirdiği ruh hâlleri müziğin gizeminin bir parçasıdır. Çoğumuzun müziğe yönelmesinin sebebi duygusal deneyim içindir. Çünkü müzik, belirli bir…

Ölüme Yakın Deneyimler ve Doktorların Raporları

Ölümün eşiğinde yaşanan berraklık, farkındalık ve öteki dünyaya ait “uhrevi” duygular hakkında saygın doktorların hayret uyandıran tıbbi raporları İnsanlar merak etmeyi sever ve bu bilimin çekirdeğidir. -Ralph Waldo Emerson İkinci Dünya Savaşı sırasında Avusturyalı şair ve yazar Karl Skala (1924–2006), birliğiyle beraber Rusya’ya savaşmaya gider. O ve silah arkadaşı Hannes, topçu ateşine yakalanınca  bir tilki inine sığınırlar. Hannes vurulur ve orada ölür. Skala ağır yaralanır ve her ikisinin de gökyüzünde yükseldiğini ve kendilerini, aşağıdaki savaş alanına bakarken bulduğunu hisseder. Arkadaşının ölü bedeninin ağırlığını üzerinde hisseden…

Duyguların Yönetimi ile Erişilen Esenlik

Düşünce ve görüşte, bilinçli yaratılan bir farklılığın hisleri ve davranışı nasıl düzenlediği hakkında 11. yüzyılın büyük tıp bilgini ve filozofu İbn-i Sina, duyguların insan ruhu ve davranışı üzerindeki zorunlu rolünü tespit etmiş ve büyük eseri Tıbbın Kanunu‘nda şöyle yazmış : “Duygular, sağlığı ve davranışları etkiler. İnsan, öz-denetimi için duyguları üzerinde hakimiyet kazanmalıdır.” Yüzyıllar sonra, duygu düzenleme modeliyle tanınan Stanford Üniversitesi Psikofizyoloji Laboratuvarı’nın yöneticisi James Gross şöyle açıklıyor : Duygusal düzenleme (regülasyon), kişinin hangi duygulara sahip olduğu, bu duyguları ne zaman ve ne süreyle yaşadığı, ve…

Düşüncede ve Eylemde Korkuyu Yenmenin Yolu

Korku kalpten geçer. Kalbe sözü geçen korkuyu yener. 1939 kışı. Finlandiya, Kızıl Ordu tarafından işgal edilir. Durum oldukça kötü görünür. Finliler asker ve top sayısı olarak Ruslara göre çok zayıf, silahları da ilkeldir. Ancak çok daha büyük miktarda sisuya sahiptirler. Kros kayağı becerilerini kullanarak Rus birliklerini şaşırtmayı ve dağıtmayı başarırlar. Topraklarını geri kazanmayı mümkün kılan “sisu” yu Finliler şöyle tarif eder :   “Katlanmayı bilen bir kararlılık, dayanıklılık, cesaret, gözü peklik ve irade gücü.”  Sisu, daha az güçlü ama cesur yürekli olanın sahip olduğu bir nitelik.…

İnsanın Yükselmek Arzusu

  “ Hep daha yükseğe erişmek insanın doğasında vardır ve insan hayatı, onun en yüksek amaçları ve özlemleri hesaba katılmadıkça anlaşılamaz, ”  der  Ameriaklı psikolog Abraham Maslow (1908-1970). İnsanın hiyerarşik ihtiyaçları üçgeniyle tanınan Maslow’a göre, bu üçgenin zirvesinde üstün ihtiyaçlar vardır.  “ İnsan doğasının en yüce tarafları bulunur. Bu aşamadaki insan, asıl benliğinin yüce – aşkın hâlini deneyimler.” İnsan doğasını tam ve gerçekçi olarak anlayabilmek için, onun temel güvenlik ve aidiyet ihtiyaçları kadar olgunlaşma ve aşkınlık ihtiyaçlarını da dikkate almalıyız der. Bu aşamadaki insanın ihtiyaçlarından…

Rüyaların İşaretleri ve Bilinçaltındaki Saklı “Ben”

Rüyanın gerçekle bağlantısı ve rüya aracılığıyla insan benliğinin bilinmeyen kısımlarına erişebilmek hakkında “ Rüyasız bir dünya ışın geçirmez ve ağır olur, ” diye yazar günlüğünde Anaïs Nin (1903-1977). Sigmund Freud (1856-1939) rüyaları, ilkel benliğimizin uygar benliğimizle buluştuğu ve tüm anıların toplandığı “ bilinçaltı faaliyetlerimizin bilgisine giden kraliyet yolu ” olarak tanımlar. Bilinçaltı, kişinin kendini bütünüyle tanıması için eşsiz bir rehberdir. Carl Jung (1875-1961) da rüyaların önemi hakkında şöyler der : Rüyalar aracılığıyla iletişim kuran bilinçaltı, kişinin varlığının en az yarısıdır. Başka hiçbir kaynaktan elde edilemeyecek…