Çabanın Anlamını Hatırlamak

Sebat, uzun bir yarış değil, birbiri ardından gelen birçok kısa yarıştır. – Walter Elliot

Bir Dansçının Gücü

Paris Operası’nın baş dansçısı Marion Barbeau şikayet etmez. Bir hedefi vardır ve ona doğru ilerler. Ancak ayak bileğini incitip kariyerine ara vermek zorunda kalır ve iki yıllık rehabilitasyondan sonra eskisi gibi bale yapamaz. Vazgeçmeden tek başına yeniden çalışmaya başlar. 2022’de, onun hayatını ve dönüşümünü konu alan Rise (En Corps) adlı film yapılır ve üç ayda 1,5 milyon seyirci toplar. İzleyiciler, onun hikâyesinde kendilerine tanıdık gelen değerli bir şey bulurlar. Marion’un yolu uzun olmakla bir, iradesi, acıya direnci ve azmi sayesinde pes etmeden devam eder, ve nihayetinde çağdaş bir dans topluluğunda dans kariyerine devam eder.

Marion Barbeau, Stills Press Photos Courtesy Emmanuelle Jacobson Roques

Azmin Zaferi

Bir şampiyonu nasıl ayırt edersiniz? En kolayı, galibiyet rekorlarıyla. Ama her şeyden önce, onun, uyum sağlama, çalışma ve gelişme iradesidir fark yaratan. Muazzam gücü, karakteri ve çabaları sayesinde Rafael Nadal, geçirdiği her sakatlıktan sonra daha da güçlenerek geri döner. Çok çalışır, her yeni başlayan gibi tekrar yeni baştan başlar. Bu esnada, servis, backhand ve vole atışlarındaki zayıf taraflarını düzeltir. Olağanüstü oyunuyla, sadece 22 Grand Slam turnuvası kazanmakla kalmaz, aynı zamanda gönülleri de fetheder.

Rafael Nadal

Azim ve Motivasyon için Kas Gücü

Genel kanıya göre, çaba nın anlamı ve değeri birçok alanda gitgide kaybolmakta. Her yeni nesilde bu durum daha da hızlanıyor ve çaba göstermekten kaçınmak için her türlü mazeret meşrulaştırılıyor. İsviçreli sağlık nöropsikolojisi araştırmacısı Boris Cheval, “ Tembellik anormal değil, insan doğasının bir parçasıdır ” der. Tembel Kişi Sendromu adlı kitabında şöyle yazar:

Hayvanlar gibi, insanların da hayatta kalmak için enerji tasarrufu yapmaları doğalarında vardır. Bu mantık, genetik mirasımızda bir yer edinmiştir. Dolayısıyla, süpermarket girişine en yakın yeri bulmak için otoparkta tur atma, merdiven yerine asansörü tercih etme veya yemek pişirmek yerine eve sipariş etmek eğilimimiz de bu yüzdendir.

“ İnsanlık her zaman kolaylığa yönelmiştir, ” diyerek doğrular Pennsylvania Üniversitesi’nde profesör psikolog Angela Duckworth. Kazananları ayıran şeyin ise motivasyon ve azmin birleşimi olduğunu söyler ve birleşime grit azimli cesur yüreklilik –  adını verir. Bu nitelik “dahi olmayan, her yerde rastlanabilecek şahsiyetler için bir ilham kaynağıdır.” Başarının yetenekten çok, kişinin çabalarını sonuna kadar sürdürebilme becerisine bağlı olduğunu belirtir. Bu edinilebilir bir yetenektir.

Çabanın değerini bilmeden yetişen genç nesillerin, hayatın zorlukları karşısında çok savunmasız hâle geldiğini belirtir. Tahammülsüzlük, dikkat dağınıklığı, motivasyon eksikliği ve erteleme huyu, çaba gösterilmediği takdirde açılan ruhsal boşluğu hızla doldururlar. Anında tatmin olma odaklı nesiller, arzu ve beklentileri yönünde bükülmeyen bir gerçeklikle karşılaştıklarında, duydukları hayal kırıklığıyla hareketsizleşirler. Hepimizin iyi bildiği “ Zaten ne anlamı var ki? ” deyişiyle kendilerine aykırı düşen durumu geçiştirmek isterler. “ Yaptığım işin getirisi, eğitimin maliyetine değmiyor. Üstelik sıkıcı da… Uğraşmaya ne gerek var, zaten bir yere varacağı yok…” Bu söylemlerle birkaç iş deneyimi edindikten sonra, eğitim gördükleri alanları bırakıp YouTuber, Instagram fenomeni, Tik Tok satıcısı vb. olmaya yönelebilirler. Medyada hızlı para kazanarak elde edilebilecek bir zaferin cazibesine karşılık, uzun, sıkıcı çalışmalarla çabaları tüketmenin bir anlamı olmadığı inancıyla tercihlerini yaparlar.

Farklı bir yol seçecekler için çabanın uzun vadeli olduğunu açıklar :

Her şeyi koltuktan yapmamıza izin veren toplumumuz, yıllardır bize hizmet eden bu içgüdüye yanıt veriyor. Bir bakıma, bu şekilde davranmak son derece mantıklı. Sorun şu ki, uzun vadede bize fayda sağlamıyor. Ne kadar çok dayanır ve sebat edersek, zamanla o kadar tatmin oluruz.

Kişiyi, kolay vazgeçmeyen, sebatlı, uzun yol yolcusu yapan 4 kıymetli kaynağı şöyle tanımlar:

  • İlgi – Kişi, gerçek ilgisini ortaya çıkarmak için kendini derinlemesine araştırmayı ve muhakeme etmeyi öğrenebilir.
  • İlerleme isteği –Öz disiplinle el ele gider, gelişme pratik ederek olur.
  • Faydalı iş yapma inancı – Anlam bulma arayışı, kişinin faydalı olduğuna inandığı şeyi yapmasıyla somutlaşır, devamlılık şevki sağlar.
  • Umut – İnancı korumak, çabanın lokomotifidir.

Özdenetim

İçgüdüsel olarak zevk arayan insan doğasının daha yüce bir amaç uğruna mücadele etme motivasyonu ve azminin birleşimi ile büyütülen erdemdir özdenetim. Örneğin, kanepede uzanmak yerine kendini spor salonuna atmak, başkaları için karşılıksız bir hizmette bulunmak veya bir diziyi art arda izlemek yerine uzun zamandır başucunda bekleyen kitabı okumak vb.

Gündelik alışkanlıklarımız üzerinde gösterdiğimiz çaba aslında, arzularımızın, bizi kışkırtan güdülerin ve doğuştan gelen tembelliğimizin ortaya çıkardığı otomatik tepkileri düzenlemek içindir. Kısacası insan olmak özdenetim gerektirir. Ancak kişinin kendini dizginleyebilmesi için bu kası geliştirmesi gereklidir. Bu da azim, düzenli egzersiz ve irade gücü ile mümkün olur. Her kas gibi bu da kullanılmazsa körelir, çalışmaz hâle gelir. Hatta insanı, tek amacı, egonun dürtülerini ve zevklerini tatmin etmek olan hayvani- beşer doğasına mahkûm edebilir.

 Hedef Belirlemek

Zorlama ve ceza işe yaramaz. Kişinin anlamlı bir hedefi olması ve hemen öngörülemese bile uzun vadede bir kazanç olduğuna ikna olması gerekir. Peki nasıl ? Fransız psikolog Didier Pleux, ödül koyma koşuluna karşı uyarır:

Bir çaba göstermeyi kabul ettiğimizde, ödülün hemen görünür olmadığını aklımızda tutmalıyız. “ Ne anlamı var ? ” tuzağına düşersek, yaşamasak daha iyi, çünkü zaten hepimiz öleceğiz… Anlık haz bizim insani yanımız değil, hayvani yanımızdır. İnsan olmak, primat beynini terk etmek, hazzı nasıl erteleyeceğini, sabretmeyi, sebat etmeyi, çaba göstermeyi bilmektir.

Çabanın tadını nasıl yeniden keşfeder ve bunu genç nesillere nasıl aktarırız ?
sorusuna bilim şu yanıtı verir :

Özdenetimle ve örnek alınacak “ gerçek” – özü sözü bir rol modellerini bulup onlardan öğrenerek.

Angela Duckworth çabalamayı geliştirecek birkaç yöntem önerisinde bulunur:

İyi haber şu ki, beynimiz öğrenmeyi ve uyum sağlamayı asla bırakmadığı için bunu yapmak için geç olmaz. Rutininizi bozmayı amaçlayan çok basit şeylerle başlayabilirsiniz, kolay ama yine de irade gerektiren hedefler belirleyerek, mesela, alarmın ilk zilinde kalkmak, dizinin bir sonraki bölümünü izlemek için ertesi güne kadar beklemek, evrak işlerini ertelemek yerine zamanında tamamlamak, en sevdiğiniz çikolatadan bir kare eksik yemek vb.

Bu küçük çabalar doğanızın bir parçası haline geldiğinde, çıtayı yükseltebilir ve kendinizi gerçekleştirmenize hizmet eden daha yüce hedefler koyabilirsiniz. Örneğin, bir müzik aleti çalmak özdenetiminize katkıda bulunur. Enstrümanla uyumlanmak derin dikkat içerir, ve içsel kararlılık ile öz düzenlemeyi kolaylaştırır. Doğa yürüyüşleri ve benzeri açık hava hareketleri de çaba kasını geliştirmeye yardımcı olur. Çünkü :

Ekranların aksine, doğa bizi ne bombardıman eder ne de dikkatimizi çalar. Doğada bulunmak, beyindeki için iç-dış gürültüyü dindiren, zihin açan, berraklık ve odak sağlayan bir deneyimdir. Tüm duyularımızı harekete geçirerek, bir huşu hissi, hatta daha yüce bir boyutu önümüze açabilir. Dolayısıyla, toprağa dönmek, duyularımızla ve bedenimizle yeniden etkileşime geçmek bizi, çabanın anlamına yaklaştırır.

Harekete Geçiş

Duygu (emotion) Latince “emovere” kelimesinden gelir, bir anlamı da harekete geçmek tir. Bizi, bulunduğumuz konumda harekete geçirecek, kişiliğimize uygun olan duygu her ne ise – motivasyon, merak, isteklilik, cesaret, dayanıklılık – onu içimizde uyandırmalı ve telkin etmeliyiz. Tekrar ettiğimiz telkinler sonucunda, bu duygunun tetiklediği hareket bizi ileriye götürebilir. Bir üst gerçeklik ve kavrayış düzlemine de taşıyabilir. Böylece, peşinde olduğumuz şey her ne olursa olsun, ilerleme sağlarız. Başlangıçta harekete geçmek için daha fazla enerjiye ihtiyaç duysak da sonraki tekrarlarda, her yeni denemede iş kolaylaşacak ve aynı zamanda bir sonraki adım için gerekli motivasyonu yeniden canlandıracaktır. Yolda ilerledikçe artan bir özgüven duygusuyla aşılanan çaba, yolumuzda gönüllü devam etmemizi sağlar. Böylece öz denetim kapasitemiz artar, kısıtlı sınırlarımızdan yukarı doğru yücelmiş hissederiz. Netice, başlangıçta beklediğimiz gibi olmasa bile, elimizden gelen her şeyi yapmış olmanın haklı gururunu yaşarız. Gönlümüz rahattır, çabamız bizi mutlu kılmıştır.

Duygu Bruce

Alıntılar,  Fransız Le Point dergisinin 30 Haziran 2022,  No. 2603 sayısından çeviridir.

 

Yorumlarınız:

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.