İnsan aşkı arar. İnsan olmanın en temel hâllerinden biri aşık olmak. Ama ne tür bir aşk bu? O kadar çok çeşidi var ki. Ferzan Özpetek şöyle tanımlar aşkı: Aşk, herkesi birbirine bağlayan bir ip!… Kendimi çaresiz hissettiğim anlarda aşkı düşünürüm ben. Çünkü bizi kurtaran, herşeyi değiştiren, olanaksızı olanaklı, çirkini güzel, kabul edilemez olanı kabul edilebilir kılan aşk! Herşey onun vasıtasıyla yürüyor. Hayattaki en önemli şey aşk. Aşk dediğin, dostuna duyduğun aşk, toprağa duyduğun aşk, işine duyduğun aşk…aşk dünyayı döndüren duygu. Bizi kurtaracak tek şey de aşk! Aşkın bu hâlleri olmasa, ne çocuklar özveriyle büyütülürdü, ne doktor adanmışlıkla insanlığa hizmet eden çareler …
Kategori: Psikoloji
Sevgi gerçekten sahip olabileceğimiz, kendimizde tutabileceğimiz ve yola çıktığımızda yanımıza alabileceğimiz tek şeydir. Yaşamlarının sonuna yaklaşan hastalarla yaptığı öncü çalışmalarıyla tanınmış doktor Elizabeth Kübler-Ross (1926-2004). Bu kişilerle, yaşam ve ölüm hakkındaki duyguları ve yaşamış oldukları hayatlarını nasıl değerlendirdikleri hakkında mülâkatlar yapar. Hastalar oybirliğiyle, baskın olan duygularını “sevgiye duydukları özlem” olarak nitelendirir ve sevgiyi, ölüm korkusuna karşı ihtiyaç duyulan bir kalkan olarak gördüklerini ifade ederler. Yaşam yolunun sonunda hissettikleri iç huzuru ve memnuniyet derecesinin ise yaşamları boyunca, ne kadar sevgi ekip biçtiklerine bağlı olarak, azaldığı ya da çoğaldığı ortaya çıkar. Ölmekte olan bir kişiye, ölüm hakkında açıkça konuşmanın pek kabul görmediği …
“Bir eş seçimi ya da evlilik kararını verirken bunu, kuru bilişsel matematik hesabına dayanarak yapamayız,” der, duygusal davranış biçimlerimizi neyin belirlediği konusundaki araştırmasıyla bilinen nörobilimci Richard Davidson. “Bu kararı vermek için duygularımıza başvururuz. Duygularımız kesintiye uğrayıp bozulmuş ise, bu tür kararlar alma kapasitemizi gerçekten olumsuz etkileyecektir.” Duygusal beynin işleyişini değerlendirirken, duygusal tarzımızı oluşturan ve doğuştan gelen altı kabiliyeti tanımlar. Bu kabiliyetler DNA’mızda temsil edilen biyolojik faktörlerle ve ailevi geçmişimizde hüküm süren psikolojik faktörlerle belirlenir. Her kabiliyet, temsil ettiği duygusal tarza has aktiviteleri ile beyinde görüntülenebilir, dolayısıyla teorik olgular değil yaşanan gerçektir. Her biri, düşükten yükseğe doğru ilerleyen bir boyutta ölçülür. …
“Dans ederken insan, sinema, roman ve dahası: şiir, sevgi ve hassasiyeti bulur,” der usta koreograf, opera yönetmeni ve dansçı Maurice Bejart. Nörıobilim, beyinlerimizin, müzikle ahenk içinde hareket etmek üzere düzenlendiğini keşfetmeden çok önce dans var idi. İnsan, bebek, çocuk, genç ya da yetişkin, yaşı ne olursa olsun, içgüdüsel olarak müziğin ritmine uyar. Son bilişsel araştırmalar, insanların, evrensel olarak müziğe doğru çekildiğini ve senkronize olmaya hazır bulunduğunu belirtmekte. Dahası, ritmik hareketin, ruh halimizi yükselttiğini, zihinsel ve duygusal dalgalanmaları düzene koyduğunu ve insanı daha mutlu kıldığını gösteriyor. İlk çağdaki kabilelerden günümüzün toplumlarına kadar uzanan dansın büyüsü, bizi daha mutlu kılmakla kalmıyor, …
“Çok eskiden yaşadım bu anı ben” Dersiniz şaşkınlık içinde İlk girdiğiniz bir ev, bir merdiven Birden güneş vuran pencere Ve tam o sırada bir tren düdüğü İşte böyle gelmişti siz dünyada Değilken bir gün öğle üstü Bu renklerle bu sesler bir araya. Yaşamak anımsamak mıdır yoksa? Sanmam, biz de bir sestik belki Birileri için yıllar önceki Şaşırtıcı karşılaşmada. – Melih Cevdet Anday Ne kadar eskiyi hatırlayabilir insan? Unutulanlar nereye gider? Bazen bir kelime, bir ses, gözgöze gelinen bir anlık bakış, bir yer veya bir koku canlandırıverir unuttuğumuzu sandığımız bir anıyı. Zamanlar ve mekanlar bir olur geçer gözümüzün önünden. Kimi zaman …
Yaklaştı sonbahar, değişti rüzgarın sesi, güneşin ışıkları gölgelenmeye başladı evin köşelerinde. Tenhalaşan kumsallar kıyıya vuran dalgalarla sessiz; suda yansıyan renkler faklı. Giden son göçmen kuşların sesleri, eski bir saçak altında kırlangıcın özenle hazırladığı yuva; toprağın kokusu; kızıl, sarı, ala, uçuşan bir dans sonbahar… İçli bir mevsim, içe dönüşü de beraberinde getiriyor sanki. Yazdan kalan hatıralarla, gelecek olan kışa yönelik düşünceler arasında bir geçiş mevsimi. Geldiğimiz yer, bulunduğumuz yer ve varmak istediğimiz yer arasında bir geçiş, bir ara zaman gibi sonbahar. Hep öyledir ya ara zamanlar durağan gibi gözükse de aslında bir değişimin habercisidir. Bir ön hazırlık gibidir. içe bakış ve …
Belli dost bellisiz işlerde belli olur. Dostluğun esasını sadakat olarak tanımlamış Romalı hukukçu ve filozof Cicero (MÖ 44). Dostluk gönül işidir, yol arkadaşıdır. Nâdir bulunur. Kurduğumuz çeşitli sosyal bağlar, gelip geçen arkadaşlıklar, hercâi ilişkiler arasında o, kalıcıdır. Yıllar içinde eskimez, hatta olgunlaştıkça kıymeti artar. Kökleri sağlamdır, rüzgâra ve fedâkârlık isteyen zorlu koşullara dayanıklıdır. Orada bize yakın ve dar zamanda yanımızda var olduğunu biliriz. “ Dostluk, insanlar arasında en güçlü bağdır. Umudu besler ve morali yüksek tutar. İnsana ilham verir ” der Cicero. De Amicitia adlı eserinde gerçek dostun tarifi ve kıymeti hakkında yazar : Dostluğun karşılıklı yakınlığında kendini dinlendirmeyen …
Tek tanrılı dinlerin ortak noktaları ve mistik boyutları hakkındaki araştırmalarıyla tanınmış yazar Karen Armstrong’un bu dinlerin ortak dili olarak gördüğü “şefkat” hakkındaki ödül alan Ted konuşmasını burada izleyebilirsiniz. Duygu Bruce
Nerede mutlu olsak? Nasıl mutlu olsak? Ne zaman gelecek mutluluk? Yaşadığımız sürece bu konu hep gündemimizde. Değerlendirmeler, ölçümler yapar, az ya da çok mutlu, aşağı yukarı mutlu veya mutsuz olduğumuzu varsayarız. Belki en son mutlu olduğumuz hâlin anısı canlanır ya da olası gelecek mutluluklara dair bir hayal belirir gözümüzde … Bazen sahip olduklarımızla ölçeriz, bazen de isteklerimizin, beklentilerimizin gerçekleşme oranıyla bakarız mutluluğa. Ya da sevdiğimize kavuşmanın hayalidir o. Amaçlarımızla birlikte gözden geçiririz mutluluk tahminlerimizi. Bir hesaptır adeta. Elde edilen sonuca göre o anki mutluluğumuz belirlenir. Robert Frost bu hesaba dair şöyle der: Mutluluk öyledir ki uzunluğu eksik olanı yükseklik …














Social Profiles