Kategori Sanat

Sayıların Gizemi

  Her şey birbirine gizli düğümlerle bağlıdır. Harvard Üniversitesi profesörü, Tasavvuf ve İslam kültürü konusunda engin bilgisi ve seçkin kitaplarıyla tanınan Anne Marie Schimmel (1922-2003),  Sayıların Gizemi adlı kitabı ile numeroloji alanında eşsiz bir kaynak sunar. Musevi, Hıristiyan ve İslam dini geleneklerinde sayıların gizemli anlamlarını folklor, edebiyat, sanat, günlük hayat ve inançlardan yola çıkarak zengin, kimi zaman hayrete düşüren örneklerle anlatır.  Belirli sayıların nasıl kutsal, mistik semboller taşıdığını, bereket getirdiğine inanılan uğurlu sayıları ve dişil – eril ayrımını açıklar. Antik Yunan’dan günümüze sayıları simgeleyen görsellerle…

Lâlenin Hikâyeleri ve İlham Verdiği Sanatlar

  Fars mitolojisinde hikaye edilir ki lâlenin üzerindeki bir çiğ tanesine yıldırım düşer ve yaprağı alev alır. Hemen arkasından donar kalır.  Lâlenin içinde dipteki karalık bu yanma sonucu oluşur. Dışı kırmızı kalır. Bu yüzden Mevlâna lâleyi, “bağrı yanık bir gülümsemeye” benzetir. Adını, Farsçada kırmızı anlamına gelen lâ’l kelimesinden alır. Zor iklimlerin çiçeği olarak bilinen lâle Anadolu’ya Orta Asya’dan ve İran üzerinden gelir. İlk izleri Selçuklu (1251) döneminde Karatay medresesi çinilerinde görülür : Kanuni döneminde parlayan İznik çinilerinde lâle motifi tüm zarafetiyle boy gösterir. 16. Yüzyılda…

Ostad Elahi’nin Emsalsiz Müziği

Usta müzisyen, düşünür ve yargıç Ostad Elahi  (11 Eylül 1895 – 19 Ekim 1974) der ki : Müziğin, çoğu henüz keşfedilmemiş sayısız özelliği vardır. İran’ın küçük, ücra bir köyünde doğan Ostad Elahi, mistik geleneklerin günlük hayata hükmettiği ruhani bir ortamda büyür. Çok erken yaşlarda, babası Hadj Nemat ’ın (1871-1920), onun eline uygun boyda yaptığı küçük tanburu çalarak müziğe başlar. Dokuz yaşına geldiğinde, onu dinleme imkânı bulmuş dönemin A. Saba, D. Khan gibi ileri gelen müzisyenleri, kendisini “ eşsiz bir tanbur ustası ” olarak tanımlar. Ostad…

Gülün Latif Kokusu ve Temsil Ettiği Anlamlar

Gizemli bir çiçek olarak kabul edilen gül, antik çağlardan beri aşkın, güzelliğin ve ilahi mükemmelliğin sembolü olmuş. Gül özü, Anadolu’da, İran’da Zerdüşt zamanından bu yana (~MÖ 1000 ) yemeklerde, tıpta ve çeşitli törenlerde kullanılagelmiş. Ellerin ve yüzün arınması için gülsuyu ile yıkanması, birbiri üzerine gülsuyu serpilmesi, gül şerbeti içilmesi, gül tütsüsü çeşitli etnik, kültürel, dini törenlerde yer almış. Orta çağda gül, manastır avlularında yetiştirilir, tütsü ve tıbbi amaçlar için kullanılırmış. Bugün en kaliteli gül suyu ve gül yağının, Bulgar ve Türk güllerinden çıkarıldığı kabul edilmekte.…

Eski Mısır’da Ruhun Ölümden Sonra Yargılanması

  Eski Mısırlılar (MÖ 3100) ruhun ölümsüzlüğüne ve ölümden sonra hayata inanırlardı. Ani papirüsü ’nde ruhun öbür dünyaya yolculuğu ve ilahi yargı sahneleri renkli bir şekilde resmedilmiştir. Hiyeroglifler, Eski Mısırlıların insan ve evrene dair sahip oldukları derin bilgiyi gösterir ve Maat adını verdikleri ilahi düzene olan güçlü inançlarını vurgular. Maat, tüm evreni değişmez bir birlik içinde yönetir: doğa, devlet, toplum, birey ve tüm varoluş biçimleri, Maat’ın yarattığı evrensel düzenin parçalarıdır. Evrensel harmoni ve denge gereği yaratılan her şey birbirine  bağlıdır. Kozmik uyumdaki herhangi bir bozulma…

Mum

  Mum yanıyor, zaman yanıyordu.. Bir tarafındakiler gülüyor, Bir tarafındakiler ağlıyordu. Biri vardı aralarında, Düşünüyor, hayata bakıyordu. Mum yanıyor, zaman yanıyordu Erzurum’un köylerinde. Akşamın ve sabahın erken olduğu Ali Baba dağının eteklerinde Geniş vakitler yaşanıyordu. Mum yanıyor, zaman yanıyordu Hasankale ovasında. Geceye karşıydı karlı Palandökenler. Bir adam vardı hayallerin ortasında.. Kar kadar beyazdı ümitler. Bu adam üç bin on beşde Yunan medeniyetini okuyordu. Kaldırıp başını kitaplardan Kervanlaşmış dağlara bakıyordu.. Bakınca akşam oluyordu. Hasankale ovasında, Kuruderede Kilometreler santimleşiyor, Santimler asırlaşıyordu.. Güneşe ve geceye karşıydı Palandökenler. O…

Peri Masallarından Sanal Mağaralara İnsanın Yolculuğu

Tanınmış Danimarkalı yazar Hans Christian Andersen’in (1805-1875) peri masallarının canlandırıldığı yerlere yolculuk yapmak, Kopenhag’daki Tivoli bahçelerinde en sevdiğim eğlence olmuştu. Masalların içinden geçerken canlandırılan kahramanların arasına karışıp, göz kamaştıran dekor, renkler, ışıklar, ses ve müziğin etkisi altında âdeta masalın bir parçasıymış gibi hissetmek yolculuğa çok farklı bir eğlence katıyordu. O sırada arka planda işitilen bir ses, masalın ana fikrini kulağa aşina gelen bir kaç cümleyle anlatmaya koyuluyordu. Yaratıcı hayal gücünü harekete geçiren, fanteziyi ve gerçekliği anlamlı bir birlik halinde sunan bu gizemli ortam her yaştan…

Dante’nin 700 Yıllık İlahi Komedya’sından Çarpıcı Sahneler

İtalya, bu sene (2021) Dante Alighieri ‘ nin (1265 Florence-1321 Ravenna) ölümünün 700. yıl dönümünü okullarda, müzelerde, tiyatrolarda İlahi Komedya’dan bölümler okuyarak  kutluyor. Dünya edebiyatının başyapıtlarından biri olarak kabul edilen İlahi Komedya‘yı 35 yaşında yazan Büyük Şair – Sommo Poeta bu ölümsüz eserde, dünyadan göç eden ruhların öbür dünyaya yaptığı yolculuğu anlatır. Kitabı tam yazmaya başladığı dönemde, doğduğu şehir olan Floransa’dan politik sebeplerle sürgüne gönderildiği Ravenna’ya doğru yola çıkar ve kalan yaşamını orada sürdürür. Bu yolculukta sırayla Inferno, Purgatorio, Paradiso – Cehennem, Araf ve Cennet’tin…

Göze Yansıyan Işık ve İris’in Anlamları

İnsanın gözünü alan güzellik hakkında tanınmış Fransız yazar Victor Hugo (1802-1885) der ki : Güzelliği sevmek ışığı görmektir. Victor Hugo’dan yaklaşık bir asır sonra, 1961’de uzaya giden ilk insan olan Yuri Gagarin (1934-1968), bulunduğu uzay üssünden kozmik evrene bakarken duyduğu huşûyu  şöyle ifade eder : Işınlar dünyanın atmosferinde parlıyordu, ufuk parlak turuncu oldu, yavaş yavaş gökkuşağının tüm renklerine geçti: açık maviden koyu maviye, menekşeye ve sonra siyaha.  Tarifi mümkün olmayan fevkalâde bir renk gamı ! Tıpkı ressam Nicholas Roerich’in  tabloları gibi. Gökkuşağına yansıyan renk gamının…

Leonardo da Vinci ve Gözün Esrarengiz Işığı

Ruhun elle çalışmadığı yerde sanat yoktur. Usta sanatçı ve çok yönlü bilim adamı Leonardo da Vinci (1452-1519),  ömrü boyunca şevkle sürdürdüğü araştırmaları ile anatomi hakkında çağının çok ötesinde bilgiye sahip olur. Anatomiden başka, botanik, matematik ve fizik bilgisi– özellikle optik ve ışıkla ilgili çizimleri – yaşadığı dönemden yıllar sonra anlaşılır ve bilimde yeni devir açar. Her zaman yanında bir not defteri taşır, yaptığı keskin gözlemleri ustalıkla defterine çizer. Suyun yüzündeki ufacık bir kıpırtıdan, kuşun kanat çırpmasına ve insan bedenindeki  kaslara kadar, her şeyi şevkle ve…