duygubruce

duygubruce

Eskiden

Ne güzel zamanlar vardı eskiden . Çocukluğumuzu kaplamışlardı. Bize masal anlatırlardı cinlerden, perilerden. Büyükanneler, büyükbabalar vardı. O zaman hepsi uzaktı ölümden. Hem sevdirir hem korkuturlardı. Acı hikâyeleri bile tatlı başlardı. Demek bunun için gittiler hikâyelerden. Ne güzel insanlar vardı eskiden.…

Hafızanın Yedi Günahı

  “ 18. doğumgününüzü canlandırın. Yanınızda kimler vardı? Ne kadar detay hatırlıyorsunuz? Hatırlayamadığınız detaylar varsa onlar nerede, acaba sonsuza dek yok mu oldular ? ” böyle yazar Alison Winter anılarla ilgili kitabında. Duyduğumuz, gördüğümüz, kokladığımız, hissettiğimiz, kısacası yaşadığımız herşey bir…

Dağlar ile Taşlar ile

  Dağlar ile taşlar ile çağırayım Mevlâm seni Seherlerde kuşlar ile, çağırayım Mevlâm seni Sular dibinde mâhi ile, sahralarda ahû ile Aptal olup, “Ya Hû” ile, çağırayım Mevlâm seni Gökyüzünde İsa ile, Tûr dağında Musa ile Elimde asâ ile, çağırayım Mevlâm seni Derdi öküş Eyyup ile, gözü yaşlı Yakup ile Ol Muhammed mahbub ile çağırayım Mevlâm seni Harm ü şükrullah ile, vasf-ı Kulhüvallah ile Daima zikrullah ile, çağırayım Mevlâm seni Bilmişim dünya halini, terk ettim lıyl ü kalini Baş açık, ayak yalın, çağırayım Mevlâm seni Yunus okur diller ile, ol kumru bülbüller ile Hakkı seven kullar ile, çağırayım Mevlâm seni Yunus Emre Yunus Emre Divanı : 22, Burhan Toprak, İstanbul: İnkilâp ve Aka Basımevi, 1982.  

Ulusu Zafere Götüren Direniş

II. Dünya Savaşı’nın yürekli hikâyelerinden bir tanesi Fransız Direnişi. “Direniş” karşı koymak, dayanmak, yeni bir atılımla kuvvet toplamak anlamlarını içeren güçlü bir kelime.  Psikolojide, sosyolojide, tarihte, biyolojide, tıpta insanın deneyimlediği bir durum. Tarihe geçen Fransız Direnişi’ni unutulmaz kılan sebepler arasında ise yeraltında oluşu, topsuz tüfeksiz bir avuç insanın bir araya gelip ulusal bağımsızlık mücadelesini sonuna kadar sürdürmesi, dayanışmaları, haberleşme yöntemleri ve tüm matematik hesaplarına aykırı şekilde beklenmedik bir zaferi masallardaki gibi kazanmaları olabilir. 2. Dünya Savaşı hikâyelerini okurken, ya da filmlerini seyrederken insan, bunlar gerçekten oldu mu diye düşünüyor. Neydi zulüm ve işgal altında yaşayan insanlara bu direnme gücünü veren ? Günlerce yerin altında, tehlike kol gezerken  karanlık hücrelerde yaşamlarını devam ettiren  bu gücün kaynağı neydi ? Bu sorular ister istemez insanın aklına takılıyor. Fransız tarihçi Henri Michel çok iyi tanımlar : Direniş, bir toplum üzerinde kurulan zülüm ve işgalci baskıya karşı vatanın ve insanlık onurunun kurtarılması adına verilen savaşlar toplamıdır. Bu tanıma göre direniş, işgalci güçlere ve de hükümetin meşruiyetine karşı eylemlerde bulunmak için öğütlenen sivil toplum gruplarını kapsar. Eylemler, işgalcilere karşı silahlı çete savaşları yapmak ya da gruplar halinde yayılarak büyüyen ortak amaçlı sivil hareketler şeklinde olur. Hitler’in işgali altındaki Fransa’da olduğu gibi, özgürlüklerin kısıtlı ve tehlikenin büyük olduğu koşullarda gizli kalarak faaliyetlerini şehirlerde ve kırsal bölgelerde gönüllü ekipler ve destekçilerin iş birliğiyle sürdürür Fransız yeraltı direnişçileri. Tıpkı İstiklal Savaşı’na hazırlanan Kuvayi Milliye cepheleri gibi. Tarihçiler, “direniş”i herhangi bir dogma, siyasi birlik veya ideolojiye mal etmezler : Dünya tarihinde öne çıkan direnişçilerin mücadele amacı siyaset yapmak değil, ülkeyi, ulusal bağımsızlığı,  insani ve vatandaşlık haklarını korumak uğruna olmuştur. Direniş, psikolojik açıdan şöyle tanımlanır : Utanca karşı, kimliğinden ve geçmişinden uzaklaştırılmaya karşı, taşıdığı öz değerlerinin yok oluşuna ve dıştan gelen çeşitli zararlara karşı organizmanın – bireyin yaşama içgüdüsüyle verdiği korunma tepkisidir. Fransa örneğinde, Nazilere ve onlarla anlaşma yapan Vichy hükümetine […]

Baharı Getiren Yürekli Gençler

Firdevsi (940 – 1020) ünlü eseri Şahnâme’de zalim ve şeytani bir kişilik olan kral Zahhak ile hak ve iyiliği temsil eden genç Faraydun (~ MÖ 1500) arasındaki mücadeleyi hikâye eder. Zerdüştlük (Zoroaster) inancında kötülüğü temsil eden Ahriman, Zahhak’ın aklına işler,…

İvan Denisoviç’in Bir Günü : Zulüm Altında İnsan Olmanın Onurlu Mücadelesi

Diktatörün muhbirleri heryerdeydi. Çok sayıda yüksek askeri kumandanını, kendine karşı gelebilirler korkusuyla öldürmüş ya da hapse göndermişti. Bununla kalmayıp, kendi partisinin bir çok üyesini, yazar çizerleri, bilim insanlarını, hatta yardımcılarını, yakın arkadaşlarını dahi saf dışı bırakmıştı. Milyonlarca insan tutuklanmış ve…

Müzisyenin Dinleyici Üzerindeki Etkisi

Müzik,  duyuların yaşamı ile ruhun yaşamı arasındaki aracıdır.  – Beethoven   Müzik dinlerken ona teslim oluruz – kalbimizin ve ruhumuzun bir kısmını besteciye ve müzisyene emanet etmeye kendimize izin veririz. Müziğin bizi kendimizin dışında bir yere götürmesine izin veririz. Müziğin…