Hayatlarımızı bir rüyayla karşılaştıranlar haklıymış. Uyanık uyuyor ve uykuda uyanıyormuşuz. –Montaigne Yıllar önce güzel bir ilkbahar günü Efes’i gezerken bir yaşlı dede anlatmıştı bu hikâyeyi ve beraber mağaranın olduğu yere atlı arabayla gitmiştik. Sonraları öğrendim ki bu hikâye meğer evrenselmiş, birçok dilde yazılmış. Ama o bahar günü Efesli dedenin anlatmasıydı bende ilk iz bırakan. Yaklaşık MS 250 yılında Roma imparatoru Decius zamanında yaşayan yedi gençtiler. O devirde çoğunluğun putlara, idollere inanmasına rağmen bu gençler Hz. İsa’ya inanmayı seçmişlerdi. Bunu duyan İmparator Decius, yedisini de huzuruna emretti ve onlara yeni dinleriyle ilgili sorular sordu. Gençler, İmparatorun İsa’nın dinine tamamen karşı olduğunu …
Yıl: 2020
Bende nefret uyandıran, kalbinde gizlediği şeyden başka bir şey konuşan adamdır. Antik Yunan edebiyatının şaheserlerinden biri olarak kabul edilen İlyada ’yı, Homeros’un MÖ 700-800 yıllarında yazdığı tahmin edilir. Agamemnun yönetimi altında müttefik Yunan krallıklarının on yıl boyunca kuşatma altında tuttukları Truva’daki savaşları hakkındadır. Destan, Afrodit, Athena ve Hera arasındaki güzellik yarışmasıyla başlar. Afrodit, yarışmanın jürisi olan Paris’e, kendisini seçtiği takdirde ölümlüler arasındaki en güzel kadına sahip olacağı sözünü verir. Karşı konulamaz güzellikteki bu kadın, Yunan kıyısında ikamet eden Akha kralının karısı, daha sonra Truvalı Güzel Helen olarak anılacak olan Helen’dir. Sonuçta Afrodit yarışmayı kazanır ve karşılığında Paris, Helen’i kaçırarak yaşadığı …
İnsanlığın ilerleyebilmesi uğruna, gurur veren yüce cesaret derslerinin olması gerekir. Efsanevi Fransız yazar ve şair Victor Hugo (1802-1885), büyük eseri Les Misérables‘da, tereddüt ve kararsızlığı bir kedinin duraklamasına benzeterek anlatır : Kedilerin yarı kapalı bir kapının eşiğinde uzanarak duruşunu çoğu insan deneyimlemiş ve Hadi içeri gelsene ! demiştir. Kedinin eşikteki duraksaması, önlerindeki bir meselenin kapısı yarı açık iken, olası iki çözüm arasındaki kararsız kalıp duran insanlara benzer. Ancak bu tür insanlar, talihin cilvesiyle aniden kapanıveren kapıda ezilme ya da sıkışma riskini taşırlar. Tabiatları gereği aşırı ihtiyatlı olan kediler, bazen, cüretkâr olanın maruz kaldığı tehlikeden daha fazlasına maruz kalırlar. …
“Bilgili olmak ne kadar kolay, oysa hakiki insan olmak ne kadar da zor.” Yirminci yüzyılın dikkate değer müzisyeni ve düşünürü Ostad Elahi (1895-1974), yargıçlık görevinin yanı sıra, hayatının önemli bir bölümünü, müziğe ve dinlerin temel ilkelerini içeren kutsal metinleri incelemeye ayırır. 21 yaşına kadar, soyundan gelen geleneksel mistik geleneğe bağlı kalarak münzevi yaşadıktan sonra hukuk eğitimini tamamlar ve emekliliğine kadar, yargıçlık ve temyiz mahkemesi başkanlığı görevlerine devam eder. Küçük yaşta çalmaya başladığı tanbur ile on yaşına vardığında kendisine “Usta” ünvanı atfedilir. Hayatının sonuna kadar müziğe verdiği kıymet ve zaman hiç eksilmeden devam eder. Düşüncesinin temel ilkeleri : asıl benliğimiz olan …
Bundan 13 yüzyıl önce cesur, metanetli, inancı sadık bir kadının, 35 yaşındayken yaşadığı büyük trajedide olağanüstü mücadelesi ile dünya tarihine geçmiş yüreklere dokunan hikâyesini anlamak kolay değil. Ailesini, sevdiklerini en acı şekilde Kerbelâ katliamında kaybetmiş ve kendisi de esir düşmüş halde iken tüm bunlara sebep olan gözü dönmüş iktidara, zulme karşı tek başına durabilmiş; hatta katledilen ailesinden geriye kalan tek yeğeni hayatta kalabilsin diye kendi ölümünü göze alacak kadar cesur olan bu kadın, Hz. Hüseyin’in kız kardeşi, Hz. Ali’nin sevgili kızı ve Hz. Muhammed’in torunu olan Zeynep’tir. Hicri takvimde Muharrem ayına denk gelen 10 Ekim 680’de İslamiyet tarihinin büyük …
“ İlahi bilgeliğin sırrı beşerî zevkte değil, insanın derdinde saklıdır. Genel olarak, dertlerimizden herhangi birinin ortadan kalkmasını dilemek yerine onlardan yarar sağlayacak şekle dönüştürmek için lütuf dilemeliyiz. Cesaretli insanlar için dertler ve ıstırap, genellikle bir dayanıklılık ve ruh gücü sınavıdır. ” Birçok düşünür ve yazar tarafından aziz bir kişilik ve entelektüel güçlere sahip bir dahi olarak tanımlanan Fransız filozof ve sosyal aktivist Simone Weil (1909-1943), emeği bol bir yaşamın örneği. École Normale Supérieure‘de eğitim görür, Fransa genelinde Felsefe ve Mantık alanında en yüksek dereceyi kazanan ve eski Yunanca, Latince ve Sanskrit dillerinde yetkin olan Simone Weil, 22 yaşında …
Kahkaha, iki insan arasındaki en yakın mesafedir. –Victor Hugo Kahkaha sesinin evrensel olduğunu belirtir dilbilimciler ve psikologlar. Gülme içgüdüsü ile yaratılan insanı “ Neler güldürür ? ” sorusunu antik Yunan çağından beri araştıran filozoflar ise, insanın kendi eski hâllerine güldüğünü ve diğerlerinin başına gelen terslikler, beklenmedik durumlar karşısında duyduğu bir çeşit üstünlük hissinin onu güldürdüğünü anlatırlar. Plato’dan 2500 yıl sonra Nietzsche (1844-1900), kahkahanın, sadece insanların hissettiği varoluşsal yalnızlığa ve ölüm hissine bir tepki olduğunu öne sürer. Neşe ve mizah ile tetiklendiği zaman “ Gülmek sağlığa iyi gelir, kan dolaşımını düzenler, mutluluk hormonlarının salgılanmasına yol açar, ” teorisi Sigmund Freud (1856-1939) …
Ben kendimin ilham perisiyim “I’m my own muse” demiş Frida Kahlo (1907-1954). Genç yaşta geçirdiği kazadan sonra ömür boyu katlandığı güçlükler, onu, yaratmaktan alıkoymamış. İçine dolan ilhamın aşkı sanatına yansımış. Dans eden renkleri, çok sevdiği çiçekleri ve hayvanları resmetmiş, hepsi tuvalde ruh bulmuş. Yaşadığı sürece ilhamıyla berabermiş. Antik Yunanca’dan gelen “muse” μούσα kelimesi “zihne yerleştirilen” anlamını taşır. Yunan mitolojisinde ilham perisi anlamında kullanılır. Tanrılara ve ölümlülere, canlılık ve yaratıcılık ilham ederler. Kime isterlerse, o kişide yaratıcılığın bir şekilde ortaya konmasına veya yeni bir bilişe sebep olurlar. Zeus ve hafızanın tanrıçası Mnemosyne’nun kızları olan dokuz Muse, Olimpos’un yakınında Pieria dağında doğarlar. …
Bilim ve din, her ikisi de evrenseldir ve yüzeyde görünenin altında kalan asıl doğaları gereği birbirine çok benzer özellikleri bulunur. Bilim, evrenin işleyen düzenini ve insanın everendeki yerini anlamaya odaklanmışken din, evrenin ve insanın varoluş nedenini anlamaya çalışır. …
Juliette Binoche’dan Robert De Niro’ya, 200 sanatçının ve bilim insanının Fransız Le Monde gazetesinde yaptığı Normal olmayan bir normale dönüş çağrısında, Covid-19 salgınından sonra bizi bekleyen değişimi vurgulamakta. Yazıyı hazırlayan Juliette Binoche, insanca onurlu bir yaşamı sürdürebilmek için birey ve toplumlar olarak hemen harekete geçmemiz gerektiği hakkında yazar : Covid-19 salgını bir trajedi. Ancak bu kriz bize neyin temel gereklilik olduğunu anlamaya davet ediyor. Gördüğümüz bu basit: «ayarlamalar» yeterli değil. Sorun sistemik. Devam eden ekolojik felaket bir meta-krizdir : Dünyadaki yaşamın kitlesel yok oluşu artık şüphe götürmez bir gerçektir ve tüm göstergeler varoluşsal bir tehdide işaret etmektedir. Her ne …















Social Profiles