Hafızanın Yedi Günahı

  “ 18. doğumgününüzü canlandırın. Yanınızda kimler vardı? Ne kadar detay hatırlıyorsunuz? Hatırlayamadığınız detaylar varsa onlar nerede, acaba sonsuza dek yok mu oldular ? ” böyle yazar Alison Winter anılarla ilgili kitabında. Duyduğumuz, gördüğümüz, kokladığımız, hissettiğimiz, kısacası yaşadığımız herşey bir yere kayıt edilerek saklanıyor mu? Bu yer nerede? Nasıl oluyor da hatırlıyoruz ya da hatırlamıyoruz? Bu tür soruların gizemli merakı peşinde gideriz bazen. Hafıza, zihinsel, psikolojik ve ruhsal tüm parçalarımızı bir arada bağlı tutarak benliğimizin ve karakterimizin özünü oluşturur. Öğrenmeyi, bağlantılar kurmayı ve öğrendiklerimizi hayata geçirmeyi sağlar. Geçmişin parçaları ile bugün yaşadıklarımızı bir bütün haline getirir, anlam verir ve benliğimizin

Devamını okuyun

Çabanın Anlamını Hatırlamak

Sebat, uzun bir yarış değil, birbiri ardından gelen birçok kısa yarıştır. – Walter Elliot Bir Dansçının Gücü Paris Operası’nın baş dansçısı Marion Barbeau şikayet etmez. Bir hedefi vardır ve ona doğru ilerler. Ancak ayak bileğini incitip kariyerine ara vermek zorunda kalır ve iki yıllık rehabilitasyondan sonra eskisi gibi bale yapamaz. Vazgeçmeden tek başına yeniden çalışmaya başlar. 2022’de, onun hayatını ve dönüşümünü konu alan Rise (En Corps) adlı film yapılır ve üç ayda 1,5 milyon seyirci toplar. İzleyiciler, onun hikâyesinde kendilerine tanıdık gelen değerli bir şey bulurlar. Marion’un yolu uzun olmakla bir, iradesi, acıya direnci ve azmi sayesinde pes etmeden devam

Devamını okuyun

Yüksek Duyarlı Kişilerin Kıymetleri ve Zorlukları

  Yüksek duyarlılığa sahip kişiler, fiziksel ve duygusal olarak diğerlerine göre daha kolay uyarılırlar. Duyarlı olmanın hem avantajları hem de dezavantajları vardır. Ancak birçok kültürde bu özelliğe sahip olmak ideal kabul edilmez. Duyarlı kişiye, sanki bu bir kusurmuş gibi, özgüvenini ve özsaygısını kazanması için “bunu aş” denmiştir. Yetişkin olarak, doğru kariyeri ve ilişkileri bulmakta zorluk çekmiş olabilir. “Yüksek Duyarlı Kişi” terimini ortaya atan psikolog Elaine Aron, bunun “içe dönüklük” veya “utangaçlık” olarak kısaca tanımlanabilecek bir özellik veya kusur olmadığını belirtir. Yüksek Duyarlı Kişiler (YDK’ler) özeldir, ancak çokça yanlış anlaşılırlar.   Beş yıldan fazla süren klinik araştırmalar, derinlemesine görüşmeler ve yüzlerce

Devamını okuyun

İnsan Tabiatı, Medeniyet ve Hoşnutsuzlukları

  Yaşamaya geldiğimiz hayatı çok zor buluruz – birçok zahmeti, hayal kırıklığını ve güç işleri içerir. Sigmund Freud (1856-1939), Medeniyet ve Hoşnutsuzlukları  adlı küçük kitabında özetler insan tabiatının özünü. Bilinç ve bilinçaltından kaynaklanan davranışlara örnekler verir. Freud’a göre gündelik bilinç,  farkında olduğumuz duygu, düşünce ve tutumlarımızdan oluşur. Daha büyük bir alan kaplayan bilinçaltı ise görünenin arkasında, çoğunlukla farkında olmadığımız dürtü, istek, korku, hatıra ve düşüncelerin bulunduğu zengin bir hazinedir. Farkında olmasak da, bilinçaltından saklı olanlar, sembollerle, işaretlerle kendini belli eder. Örneğin rüyalar, dil sürçmeleri, bazı şakalar, önüne geçemediğimiz kuvvetli dürtüler, sanat, müzik vb gibi dışavurumlarla  birden ortaya çıkıveren farkındalık anları aslında

Devamını okuyun

Baharı Getiren Yürekli Gençler

Firdevsi (940 – 1020) ünlü eseri Şahnâme’de zalim ve şeytani bir kişilik olan kral Zahhak ile hak ve iyiliği temsil eden genç Faraydun (~ MÖ 1500) arasındaki mücadeleyi hikâye eder. Zerdüştlük (Zoroaster) inancında kötülüğü temsil eden Ahriman, Zahhak’ın aklına işler, kral olan babasını öldürerek tahta çıkmasının gerekli olduğunu binbir dille anlatır. Kulağına yapacaklarını fısıldarken, bir yandan da Zahhak’ın her iki omzuna birer yılan yerleştirir. Sonunda Zahhak babasını öldürür ve tahta geçer. Kral giderek zalim bir tirana dönüşür. Halka yapmadığını bırakmaz. Derken omzundaki yılanlar hiç doymaz olur. Bu durumu izleyen Ahriman yine bir cin fikirle krala gelir. Eğer yılanları doyurmazsa Zahhak’ın

Devamını okuyun

İnsan Olmanın Onurlu Mücadelesi

Diktatörün muhbirleri heryerdeydi. Çok sayıda yüksek askeri kumandanını, kendine karşı gelebilirler korkusuyla öldürmüş ya da hapse göndermişti. Bununla kalmayıp, kendi partisinin bir çok üyesini, yazar çizerleri, bilim insanlarını, hatta yardımcılarını, yakın arkadaşlarını dahi saf dışı bırakmıştı. Milyonlarca insan tutuklanmış ve Stalin iktidarına zenginlik katmak için Sibirya’ya elmas, altın ve petrol çıkarmaya gönderilmişti. Gulag denen bu kampların varlığı dahi, Stalin Rusya’sında sıradan bir insanın korku içinde susması için yeterliydi. Bu kamplardan tek kaçış, soğuk, karanlık ve uçsuz bucaksız bomboş tundralarda insanı bekleyen ölümden başka bir şey değildi. Kapı her an çalabilirdi. En sağlamı dilini tutmaktı.  Ivan Denisovich’in Hayatında Bir Gün, görevine

Devamını okuyun

Kendi Kendine Telkinin Başarısı

  Eczacı ve psikolog Émile Coué’nin ruhsal ve fiziksel hastalıkları nasıl iyileştirdiği hakkında “ Birini tedavi etmeden önce sor, onu hasta eden şeylerden vazgeçmeye niyetli mi ” diye öğütlemiş Hipokrat (M.Ö. y 460-370). Eflatun (M.Ö. y 447-347) herhangi bir tedavinin başarıya ulaşması hakkında şöyle der : Bütünün tedavisi olmadan parçanın tedavisine; ruh olmadan bedenin tedavisine kalkışılmamalıdır. Antik çağdan bu güne dek filozoflar ve tıp bilginleri, insanın düşünce gücünü, meydana getirdikleriyle ölçmeye çalışmış ve bu gücün öngörülemeyen bir potansiyele sahip olduğunu öne sürmüşler. “ İnsan ne düşünürse odur ” ve “ Düşünüyorum demek ki varım” deyişleri evrensel dile yerleşmiş. Var oluşla

Devamını okuyun

Sayıların Gizemi

  Her şey birbirine gizli düğümlerle bağlıdır. Harvard Üniversitesi profesörü, Tasavvuf ve İslam kültürü konusunda engin bilgisi ve seçkin kitaplarıyla tanınan Anne Marie Schimmel (1922-2003),  Sayıların Gizemi adlı kitabı ile numeroloji alanında eşsiz bir kaynak sunar.   Musevi, Hıristiyan ve İslam dini geleneklerinde sayıların gizemli anlamlarını folklor, edebiyat, sanat, günlük hayat ve inançlardan yola çıkarak zengin, kimi zaman hayrete düşüren örneklerle anlatır.  Belirli sayıların nasıl kutsal, mistik semboller taşıdığını, bereket getirdiğine inanılan uğurlu sayıları ve dişil – eril ayrımını açıklar. Antik Yunan’dan günümüze sayıları simgeleyen görsellerle aydınlatılmış bu eser, evrensel bilginin engin bir koleksiyonu olarak öne çıkıyor. Kitabının giriş bölümünde

Devamını okuyun

Ölümün Eşiğindeyken İnsan Bilincinde Yaşananlar

Ölümün eşiğinde yaşanan berraklık, farkındalık ve öteki dünyaya ait “uhrevi” duygular hakkında saygın doktorların hayret uyandıran tıbbi raporları İnsanlar merak etmeyi sever ve bu bilimin çekirdeğidir. -Ralph Waldo Emerson İkinci Dünya Savaşı sırasında Avusturyalı şair ve yazar Karl Skala (1924–2006), birliğiyle beraber Rusya’ya savaşmaya gider. O ve silah arkadaşı Hannes, topçu ateşine yakalanınca  bir tilki inine sığınırlar. Hannes vurulur ve orada ölür. Skala ağır yaralanır ve her ikisinin de gökyüzünde yükseldiğini ve kendilerini, aşağıdaki savaş alanına bakarken bulduğunu hisseder. Arkadaşının ölü bedeninin ağırlığını üzerinde hisseden Skala başını yukarı kaldırır ve parlak bir ışık huzmesi görür;  arkadaşını tutarak ışığa doğru ilerler.

Devamını okuyun

Pervâne’nin Hikâyesi

  İranlı âlim, şair, bilge hekim, Ferîdüddin Attâr’ın (c. 1142 – 1221) Mantıku’t Tayr adlı eserinden bir alıntı   Bir gece toplandı pervâneler çırpışan bir hâlde Mumun ışığı hakkında hakikati öğrenmek için İçlerinden biri dedi ki : “Hepimiz birden gitmeyelim; birimiz gidip mumu bulsun, sonra dönüp bize haber versin.” Bunun üzerine pervânelerden biri yola çıktı; uzakta bir sarayın içinde yanan mumun ışığına doğru uçtu. Göz ucuyla şöyle bir baktı dışarıdan, daha yaklaşmadı. Sonra, döndü geri geldi ve gördüğünü, anladığı kadarıyla diğerlerine tarif etti. Aralarında kılavuz olan pervâne söylediklerinin hiçbirini  ciddiye almadı : “Onun alevden haberi bile yok…” dedi. Derken ikinci

Devamını okuyun