Etiket Ferîdüddin Attâr

Pervâne’nin Hikâyesi

  İranlı âlim, mistik şair, bilge, eczacı hekim, Ferîdüddin Attâr’ın (c. 1142 – 1221) Mantıku’t Tayr adlı eserinden bir alıntı hikâye   Bir gece toplandı pervâneler çırpışan bir hâlde Mumun ışığı hakkında hakikati öğrenmek için İçlerinden biri dedi ki : “Hepimiz birden gitmeyelim; birimiz gidip mumu bulsun, sonra dönüp bize haber versin.” Bunun üzerine pervânelerden biri yola çıktı; uzakta bir sarayın içinde yanan mumun ışığına doğru uçtu. Göz ucuyla şöyle bir baktı dışarıdan, daha yaklaşmadı. Sonra, döndü geri geldi ve gördüğünü, anladığı kadarıyla diğerlerine tarif…

Ruha ve Bedene İyi Gelen Bitkilerden Birkaçı

  Hikâye edilir ki şifalı bitkiler Süleyman Peygamber’in mâbedinde, bir bir boy atıp topraktan çıkmışlar.  Aslandan kaplandan karıncaya kuşa, çalıdan ağaca, çiçeğe, kısacası  tabiattaki tüm canlılara sözü geçen, onların dilinden anlayan Süleyman Peygamber bitkilere sormuş : Bana adını ve şifanı söyle, Neyin ilacısın Kime zararın var Kime yararlısın ? Bitkiler dile gelmişler ve neye yarar neye zarar olduklarını hangi hastalığa şifa olduklarını bir bir söylemişler. Rumi’nin eşsiz eseri Mesnevi’sinde anlattığı bu hikâyeye göre tıp biliminin temeli, yeryüzündeki ilk ruh ve beden hekimlerinin bilgisi de oraya…

Pervâne’nin Hikâyesi

  Akşamın birinde pervâneler toplanmış, mumun ışığını nasıl bulacaklarını tartışıyorlardı. İçlerinden biri dedi ki: “ Hepimiz birden gitmeyelim; birimiz gidip mumu bulsun, sonra dönüp bize haber versin. ” Pervânelerden biri yola çıktı; uzakta bir köşkün içinde yanan bir mum ışığı gördü. Döndü geri geldi ve anladığı kadarıyla mumu anlatmaya çalıştı. Aralarında bilge olan pervâne: “ Senin mumdan haberin bile yok…” dedi. İkinci pervâne hevesle yola çıktı, köşkün içine kadar gitti, muma yakından baktı ve o da geri geldi, mumun nasıl ışık yaydığını anlattı. Bilge pervâne “ anladığının işareti yok üzerinde ” dedi. Sıra sonuncu pervâneye geldi. Pervâne mumun ateşini görünce coştu, sarhoş oldu. Kendinden geçerek coşkuyla ateşle dans etti. Ateşe daldı çıktı, benliği ateş oldu. Ateş onu sardı, tüm vücudu, kanatları ateşte eridi, eridikçe ala boyandı, kıvılcımlar saçıp döküldü. Bunu gören bilge pervâne dedi ki: “ O biliyor, aradığımız ve anlatamadığımız hakikati o biliyor. Mumun ateşinden sadece onun haberi var. ” Ateşle bir olan cesur pervâne ise halinden memnun, ne bir haber vermek ne de geri dönmek istedi… Hikâye şu dizeyle bitiyordu : Candan da cisminden de bîhaber olmadıkça, nasıl olur da cânandan haberdar olursun.[i] [i] Ferîdüddin Attâr (y. 1145-1220).  Canticle of the Birds (Kuşların İlahisi).