Hacı Bektaş Veli’nin Mucize Hikayeleri

Kimse Hacı Bektaş Veli’nin kim olduğunu, nereden geldiğini bilmese de hikaye bu ya aynı anda birden çok yerde göründüğü; manevi bir görevle 1200lü yıllarda Anadolu’ya beyaz bir kuş suretinde geldiği anlatılır. Sıcak bir yaz günü Nevşehir’in Suluca Karahöyük köyünün kadınları pınar başında buğday yıkarken uzaktan gelen bir derviş gözlerine ilişir. İçlerinden birisi: Hey derviş, eğer ekmek istiyorsan Allah versin, bizim yabancılara verecek ekmeğimiz yok! der. Yabancı hiç ses etmeden gider az ilerideki salkım söğütün gölgesine girer. Kendisine söylenenden hiç gücenmemiş, sanki hiç duymamış gibi oturur. Kadınlardan biri olan Fatma Hatun’un içi rahat etmez, eve gider ve biraz yufka ekmeği, yağ ve balla geri döner; dervişe sunar. Getirdiklerinin, teknenin dibinde kalan son azık olduğunu kimse bilmez. Akşam eve dönerken ne yiyeceklerini düşünür. Eve vardığında görür ki tekne ağzına kadar sıcak yufkayla dolu; yağ ve bal çömlekleri de öyle! Ev bereket içinde. O akşam, dervişi evlerinde misafir etmek için davet ederler. Sonraları Kadıncık Ana olarak bilinen Fatma Hatun ve ailesi Hacı Bektaş Veli’nin gerçeğini ilk gören yakınlarından olurlar. Aynı gece evlerinin tam karşısında gelişmiş bir dut ağacı belirir. Derler ki Hacı Bektaş’ın Anadolu’ya attığı ateşle yeşermiş, dallanıp budaklanmıştır. Ama ev sahipleri, misafirin mucizevi varlığına şahit oldukları halde, henüz vakit gelmediğinden köy hanelerindeki diğer kimselere anlatamazlar. Üstelik köydeki Rum erenler, gurur ve şüphe içinde, Hacı Bektaş’ a yaklaşmaz, kendisiyle konuşmazlar. Günlerden bir gün Hacı Bektaş, alçak sesle söylediği bir nağme eşliğinde kandilini söndürür (çerağını sırlar). Onunki ile beraber tüm köy de 3 gün boyunca karanlığa gömülür. O sırada Rum erenlerin oturmakta olduğu postlar bir bir altlarından çekilip yok olur. Bunu üzerine köyün erenleri nihayet Kadıncık Ana’nın evine ziyarete giderler. Vardıklarında kayıp postlarını makam sırasına göre yerde hazır ve kendilerini bekler bulunca Hacı Bektaş’tan af dileyip müridi olurlar. Daha nice kerametleri olur Hacı Bektaş’ın. Başka bir yöreye acele yardıma gitmesi gerektiğinde köyün girişindeki kızıl […]








