Kategori Kitaplar

Kedi Duruşu ve Kader Arasındaki Adım

  İnsanlığın ilerleyebilmesi uğruna, gurur veren yüce cesaret derslerinin olması gerekir.    Efsanevi Fransız yazar ve şair Victor Hugo (1802-1885), büyük eseri Les Misérables‘da, tereddüt ve kararsızlığı  bir kedinin duraklamasına benzeterek anlatır : Kedilerin yarı kapalı bir kapının eşiğinde uzanarak duruşunu çoğu insan deneyimlemiş ve Hadi içeri gelsene !  demiştir. Kedinin eşikteki duraksaması, önlerindeki bir meselenin kapısı yarı açık iken, olası iki çözüm arasındaki kararsız kalıp duran insanlara benzer. Ancak bu tür insanlar, talihin cilvesiyle aniden kapanıveren kapıda ezilme ya da sıkışma riskini taşırlar. Tabiatları…

Ruhun Tıbbı ve Doğal Maneviyat

“Bilgili olmak ne kadar kolay, oysa hakiki insan olmak ne kadar da zor.” Yirminci yüzyılın dikkate değer müzisyeni ve düşünürü Ostad Elahi (1895-1974), yargıçlık görevinin yanı sıra,  hayatının önemli bir bölümünü, müziğe ve dinlerin temel ilkelerini içeren kutsal metinleri incelemeye ayırır. 21 yaşına kadar, soyundan gelen geleneksel mistik geleneğe bağlı kalarak münzevi yaşadıktan sonra hukuk eğitimini tamamlar ve emekliliğine kadar, yargıçlık ve temyiz mahkemesi başkanlığı görevlerine devam eder.  Küçük yaşta çalmaya başladığı tanbur ile on yaşına vardığında kendisine “Usta” ünvanı atfedilir. Hayatının sonuna kadar müziğe…

Zamanı Geçmeyen Bir Hikâye

  Bundan 13 yüzyıl önce cesur, metanetli, inancı sadık bir kadının, 35 yaşındayken yaşadığı büyük trajedide olağanüstü mücadelesi ile dünya tarihine geçmiş yüreklere dokunan hikâyesini anlamak kolay değil. Ailesini, sevdiklerini en acı şekilde Kerbelâ katliamında kaybetmiş ve kendisi de esir düşmüş halde iken tüm bunlara sebep olan gözü dönmüş iktidara, zulme karşı tek başına durabilmiş; hatta katledilen ailesinden geriye kalan tek yeğeni hayatta kalabilsin diye kendi ölümünü göze alacak kadar cesur olan bu kadın, Hz. Hüseyin’in kız kardeşi, Hz. Ali’nin sevgili kızı ve Hz. Muhammed’in…

Eros ve Psyche’nin Ebedi Aşkı

Evvel zamanda bir kralın üç tane kızı vardı. İki büyük kız hoştu ama en küçük olanın –Psyche ψυχή güzelliği tariflere sığmazdı. Başka diyarlardan onun güzelliğini görmeye gelenler olur, gördükleri karşısında büyülenirlerdi. Öyle ki Afrodit’in sunakları dahi terkedilmeye yüz tutmuştu. Gencecik toy bir faniye tapınacak kadar duydukları bu hayranlık Afrodit’i kızdırıyordu. Kendisine atfedilen Tanrısal üstünlüklere bu genç kızın el koyduğunu düşünerek öfkeyle “ Onu, bu güzelliğinden dolayı pişman edeceğim,” diyordu. Kararlı bir şekilde bir gün muzip ve yaramaz tabiatlı oğlu, aşk tanrısı Eros’u yanına çağırdı ve…

Bir Ormancının Yaşadıkları

Doğaya olan ihtiyacımız insanlığımızın ayrılmaz bir parçasıdır. Orman görevlisi olarak çalışan Peter Wohlleben, Ağaçların Gizli Yaşamı  adlı çok satan kitabın yazarı.  İnsanın doğayla olan bağı için: “Doğaya olan ihtiyacımız insanlığımızın ayrılmaz bir parçası,” der ve bizi doğaya doğru çeken bu parçamızı tanımanın, bize nasıl iyi geleceğini açıklar. Kereste endüstrisine ağaç sağlamak göreviyle ormanda çalışırken ve ağaçları sadece ekonomik değeri olan emtia olarak gördüğü dönemde fark eder içindeki doğa sevgisini uyandıran bu parçayı. Aynı dönemde ormanda araştırma yapan bilim insanlarının, doğaya olan merak ve tutkularına tanık…

Çalgıcının Kiriş Parası

Evvel zamanda çeng çalan bir çalgıcı vardı. Bülbül onun sesini duydu mu kendinden geçerdi. Onun müziğini dinleyenlerin neşesi birse yüz olur; gönül kuşu havalanır, canın aklı şaşar da kalırdı. Öyle bir çalgıcıydı ki onun nağmelerinden eşi bulunmaz hayaller belirirdi. Az zaman uz zaman geldi geçti, çalgıcı yaşlandı, sesi değişti, bedeni acze düştü. Kimse sesine kıymet vermez oldu. İyiden iyiye yaşlanınca kazancı kalmadı, bir parçacık azığa muhtaç oldu.  “Yarabbi” dedi, “uzun bir ömür, tükenmez bir talih verdin; bir saman çöpü değerindeydim, lütuflar ettin bana. Yetmiş yıldır…

Evvel Zaman Yaradılış Hikâyeleri

Yaradılışla ilgili pek çok efsane Sümerlerden günümüze dilden dile geçmiş, tabletlerle, resimlerle, destanlarla anlatılmış. En eski kaynaklardan biri olan Sümer’de (M.Ö. 3000) ve Gılgamış’ ta yazılanlara göre evren ve Tanrı, zamanın başlangıcından beri mevcuttu. Mezopotamya’nın bilgelik ve su Tanrısı Enki,  Dicle ve Fırat’ı yaratarak suyu var etti, dağlardan bu nehirlere suyun inmesini sağladı. Sonra da insanların beslenmesi için suda yaşayan balık ve kuş türlerini ve insanı yarattı. Dünyaya hâkim olacak düzeni kurdu ve yaratılanların bu düzene göre yaşamasını sağlayan kuralları uygulayarak kaosu engelledi. Nihayetinde dünya…

Başını Dinlemek İsteyen İnsan

  “İnsan, sadece yalnız olduğunda merak eder de gerçeği araştırır.” – Einstein. Alman yazar, ressam, doğabilimci J.W. Goethe (1749-1832) de yaratıcı ihamın ancak yalnızken geldiğini söyler. En beğendiğim psikologlardan biri olan D. Winnicott ise (1896-1971), çocuk gelişiminin başta gelen göstergelerden birini, “kendi kendine kalabilmek kapasitesi” olarak tanımlar. Tabiat aşığı Amerikalı filozof ve yazar Henry David Thoreau (1817-1862), manevi (spiritüel) keşiflerini orman yürüyüşlerinde yaptığını söyler. Yalnız başına yaptığı bu yürüyüşlerin, kendisini manevi kaynağına bağladığını, zengin ilhamlar verdiğini; ayrıca beden ve ruh sağlığına iyi geldiğini belirtir. Tabiatla…

İnsanın Aşk Halleri

İnsan aşkı arar. İnsan olmanın en temel hâllerinden biri aşık olmak. Ama ne tür bir aşk bu? O kadar çok çeşidi var ki. Ferzan Özpetek şöyle tanımlar aşkı: Aşk, herkesi birbirine bağlayan bir ip!… Kendimi çaresiz hissettiğim anlarda aşkı düşünürüm ben. Çünkü bizi kurtaran, herşeyi değiştiren, olanaksızı olanaklı, çirkini güzel, kabul edilemez olanı kabul edilebilir kılan aşk! Herşey onun vasıtasıyla yürüyor. Hayattaki en önemli şey aşk. Aşk dediğin, dostuna duyduğun aşk, toprağa duyduğun aşk, işine duyduğun aşk…aşk dünyayı döndüren duygu. Bizi kurtaracak tek şey de aşk!…

Yaşam ve Ölüm Arasında Cesaret ve Sevgi Dolu Bir Hikâye

Sevgi gerçekten sahip olabileceğimiz, kendimizde tutabileceğimiz ve yola çıktığımızda yanımıza alabileceğimiz tek şeydir.  Yaşamlarının sonuna yaklaşan hastalarla yaptığı öncü çalışmalarıyla tanınmış doktor Elizabeth Kübler-Ross (1926-2004). Bu kişilerle, yaşam ve ölüm hakkındaki duyguları ve yaşamış oldukları hayatlarını nasıl değerlendirdikleri hakkında mülâkatlar yapar.  Hastalar oybirliğiyle, baskın olan duygularını “sevgiye duydukları özlem” olarak nitelendirir ve sevgiyi, ölüm korkusuna karşı ihtiyaç duyulan bir kalkan olarak gördüklerini ifade ederler. Yaşam yolunun sonunda hissettikleri iç huzuru ve memnuniyet derecesinin ise yaşamları boyunca, ne kadar sevgi ekip biçtiklerine bağlı olarak, azaldığı ya…