Benden Selam Söyle Anadolu’ya

Kırkıca, Aydın’da doğan Yunanlı kadın yazar Dido Sotiriyu (1909-2004), Benden Selam Söyle Anadolu’ya adlı kitabında, çocukluğunu ve ilk gençliğini geçirdiği Anadolu’daki yaşamı anlatır. Kitabı yazmaktaki amacını ve hislerini şöyle dile getirir: O yılların anıları belleğimden silinmiyordu. Babamın arkadaşı Talat Beyler, sokakta oynadığım Rum ve Türk çocukları, en yakın arkadaşım Şevket, bugün bile aklımda. Yaşadığım günlerin, duyduğum gerçek olayların o kadar etkisi ve büyüsü altında kalmışım ki bu konuda kitap yazma arzusu içimde çığ gibi büyüyordu… Bu fırtınalı dönemi yaşamış olanlar birbiri ardından göçüp gitmekte ve yaşantılar kaybolmakta. Halk hazineleri ya silinip ortadan kalkıyor, ya da tarih arşivlerine gömülüyor. Bir daha geri gelmemek üzere…Bunları canlandırmak için yazdım bu kitabı. Yaşlılar unutmasın ve gençler, olup biteni çıplak bir şekilde görsün, öğrensin diye… Toprağa ve geleneklere duyulan bağlılığın şekillendirdiği yaşantılar, çocukluk yılları ve dostlukların özlemle anıldığı, gerçek hikâyelerle dokunmuş, bir solukta okunan bir kitap. Romanda geçenler, Anadolu Rum köylüsü Manoli Aksiyotis’in ağzından anlatılır. Sotiriyu, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Yunanistan’a zorunlu olarak göç eder. Kendi anıları ve tanıklardan dinlediklerini bir araya getirip yazmaya başlar. Kitap, 1982 yılı Abdi İpekçi Türk-Yunan Dostluk Ödülünü alır. İlk çocukluğunu anlatarak başlar : Babam sabun yapımcısıydı. Çocukluk yıllarımda ailemle birlikte doğduğum Aydın ilinde yaşadım. Şu yeryüzünde cennet diye bir şey varsa, bizim Kırkıca köyü o cennetin bir parçası olsa gerek. Ormanlarla kaplı dağlı bir bölgede kuruluydu köy. Önümüzde göz alabildiğine denize kadar uzanan Efes ovası…ve baştan başa yemiş bahçeleriyle, incirlik, zeytinlik, tütün, pamuk, mısır ve susam tarlarıyla dolu olan bu ova bizim köye aitti. İki katlı evi vardı köyde herkesin. Dört bir yandan fışkıran akarsular, ne yaz ne kış hiç kesilmezdi türküsü. Dalları ürün bolluğundan yerlere eğilen, simsiyah pırıl pırıl zeytinli ağaçlar… sağlam bir gelir kaynağıydı zeytinyağı. Ama incir… köylünün belini altınla dolduran incir ! Aydın’a hastı. Amerika’da bile ün salmıştı incirlerimiz. Anadolu’nun o canım güneşiyle ballanmıştılar… Ekime doğru, […]







