Bültenimize üye olun !

– Hakikatin peşinde, yapay zekasız, reklamsız, insan emeği yazılar, 2015 den beri

Loading

İnsanın Ölümsüzlük Arayışı

    İnsanın ölümsüzlük arayışı eski Mezopotamya’ya (MÖ 2100), Gılgamış Destanı’na dek uzanır. Gılgamış, yol arkadaşının ölümünün ardından derin keder içinde sonsuz yaşamın sırrını keşfetmek için uzun ve tehlikeli bir yolculuğa çıkar. Yolculuğunun sonunda sır ona açılır : “Aradığın sonsuz hayatı burada bulamazsın. Çünkü Tanrı insanı yarattığında, payına ölümü de verdi. ” Gılgamış yaşam ve ölüm döngüsünün gerçeğine uyandıktan kısa bir süre sonra da ölür. Ancak adı, çivi yazısı tabletlerde yazılan Gılgamış Destanı’nda günümüze kadar yaşamaya devam eder gelir.     Gılgamış’tan 1500 yıl sonra Büyük İskender…

Read Moreİnsanın Ölümsüzlük Arayışı

Eski Mısır’da Ruhun Ölümden Sonra Yargılanması

  Eski Mısırlılar (MÖ 3100) ruhun ölümsüzlüğüne ve ölümden sonra hayata inanırlardı. Ani papirüsü ’nde ruhun öbür dünyaya yolculuğu ve ilahi yargı sahneleri renkli bir şekilde resmedilmiştir. Hiyeroglifler, Eski Mısırlıların insan ve evrene dair sahip oldukları derin bilgiyi gösterir ve Maat adını verdikleri ilahi düzene olan güçlü inançlarını vurgular. Maat, tüm evreni değişmez bir birlik içinde yönetir: doğa, devlet, toplum, birey ve tüm varoluş biçimleri, Maat’ın yarattığı evrensel düzenin parçalarıdır. Evrensel harmoni ve denge gereği yaratılan her şey birbirine  bağlıdır. Kozmik uyumdaki herhangi bir bozulma veya Maat…

Read MoreEski Mısır’da Ruhun Ölümden Sonra Yargılanması

Merkez Efendi’nin Hikâyesi

Asıl ismi Musa Muslihiddin Kılıç olan Merkez Efendi  (1463-1552) Germiyan (Denizli) ilinin Sarımahmutlu köyünde doğmuş. Genç yaşlarda İstanbul’a geldiğinde  Sümbül Efendi’nin Kocamustafapaşa’daki dergâhına katılmış. Genç, güzel yüzlü, ürkek bakışlı bir genç olan Muslihiddin, Sümbül Efendi’nin sohbet ve nasihat edeceği saatlerde göze batmayan bir kenarda durup onu dikkatle ve hevesle dinlermiş. Derken günlerin birinde, bir yaz sabahının erken saatlerinde, dergâhta bir telaştır başlamış.  Şeyh Sümbül Efendi’nin bizzat nezaret ettiği bu hazırlık kim için yapılıyor bilen yoktu. Süren hazırlıkların şeklinden dervişlerden birine hırka giydirileceği anlaşılıyordu. Ama kime ? Dervişlik…

Read MoreMerkez Efendi’nin Hikâyesi

Çoban Çeşmesi

  Derinden derine ırmaklar ağlar, Uzaktan uzağa çoban çeşmesi, Ey suyun sesinden anlıyan bağlar, Ne söyler şu dağa çoban çeşmesi. “Göynünü Şirin’in aşkı sarınca Yol almış hayatın ufuklarınca, O hızla dağları Ferhat yarınca Başlamış akmağa çoban çeşmesi…” O zaman başından aşkındı derdi, Mermeri oyardı, taşı delerdi. Kaç yanık yolcuya soğuk su verdi. Değdi kaç dudağa çoban çeşmesi. Vefasız Aslı’ya yol gösteren bu, Kerem’in sazına cevap veren bu, Kuruyan gözlere yaş gönderen bu… Sızmadı toprağa çoban çeşmesi. Leyla gelin oldu, Mecnun mezarda, Bir susuz yolcu yok şimdi dağlarda,…

Read MoreÇoban Çeşmesi

Psikoloji, Felsefe ve Edebiyattan Seçilmiş Mutluluk Tarifleri

Nasıl mutlu oluruz ? Nerede daha mutluyuz? Kiminle mutluyuz ? Ne zaman mutlu hissederiz ? Ölene kadar mutlu olmak için can atarız. Geçmiş, şimdi ve gelecek zaman içinde mutluluk ölçümleri, tahminleri yaparız. Kimi zaman olur mutluluk hâlimize dair genel bir sonuca varırız : biraz mutlu, bazen mutlu, az çok mutlu – fena değil, geçmişte daha mutlu, şimdi mutlu ya da gelecekte daha mutlu olmayı uman hâllere daldığımız olur… Mutlu olduğumuz zamanları hatırlar ya da olası bir gelecek mutluluğu hayal ederiz. Çoğu zaman sahip olunanlar, istek ve beklentilerin…

Read MorePsikoloji, Felsefe ve Edebiyattan Seçilmiş Mutluluk Tarifleri

Misafirhâne

“ Konuştuğun kelimeler yaşadığın ev olur  ” der Hafız,  ve bu fâni evdeki hayatı anlatır eşsiz diliyle Mevlânâ : Bir misafirhânedir bu insan olmak. Her sabah yeni bir varış. Bir sevinç, bir keder, bir fenâlık, Geliverir bir anlık farkındalık Sanki bir misafir gibi beklenmedik. Buyur et, ağırla hepsini sen ! Kalabalık hüzünler olsa bile gelen Evini apansız silip süpüren, Eşyalarını yerinden yok eden, Yine de onurlandır her misafirini. Belki de arındırıyordur seni Açmak için yeni bir sevincin yerini. Karanlık düşünce, utanç, şer Kapıda karşıla gülerek hepsini. İçeri…

Read MoreMisafirhâne

Einstein, Viktor Frankl ve Sufi’ye göre Hayatın Anlamı

“Uyaran ve tepki arasında bir alan vardır, bu alanda tepkimizi seçme özgürlüğümüz ve gücümüz yatar.” -Viktor Frankl İkinci Dünya Savaşı sırasında toplama kamplarından sağ kurtulan Viktor Frankl, 1946 yılında ünlü kitabı İnsanın Anlam Arayışı ’nı yazar. Hayatın anlamını sorguladığı kitabında, cevabın, türlü yaşam teorilerinde veya meditatif düşüncelerde bulunmadığını söyler. Hayata biçtiğimiz anlam, davranışlarımızla şekillenir der. Hayattan ne beklediğimizi değil de hayatın bizden ne beklediğini sorduğumuzda, evrende ne yaptığımızı ve nereye gittiğimizi daha iyi kavrayabiliriz. Seçimlerimiz ve davranışlarımız daha bilinçli hâle gelir. Frankl ile aynı soruyu araştıran fizik bilimi, evrenin…

Read MoreEinstein, Viktor Frankl ve Sufi’ye göre Hayatın Anlamı

Tahammül ve Kabul Arasında Hoşgörü

Kökü Latinceden gelen tolerans kelimesi, bir şeye tahammül etmek, hoş görmek veya eski Türkçede müsamaha etmek anlamında kullanılmakta. Diğer kişiye saygı duymak, varlığını kabul etmek ve onu dikkate almayı içerdiği için bir erdem olarak tanımlanır. Toplumsal anlamda tolerans, “Yobazlıktan uzak,  farklı din, ırk, adet ve fikirleri serbest bırakan, toplumun işlemesini sağlayan pragmatik bir formüldür, ” der etik filozofu Hans Oberdiek (1937-).  Tolerans :Tahammül ve Kabul Arasında adlı kitabında, günümüz toplumunda toleransı, farklı olanın varoluşunu sağlayan, önyargıya karşı panzehir işlevini gören bir formül olarak tanımlar. Yüz yıl önce…

Read MoreTahammül ve Kabul Arasında Hoşgörü

Çalgıcının Hikâyesi

  Evvel zaman içinde,  kalbur saman içinde… Fars diyarında, Hz Muhammed döneminde yaşayan bir ut çalgıcısı varmış. Günlerden bir gün Arabistan’a gitmek için Fars’tan yola çıkmış, Mekke’ye varmış. Yörenin hâli vakti yerinde aşiretlerine müzik çalar, geçimini sağlarmış. Yeni eğlenceler peşinde koşar, şehrin ayrıcalıklı meclislerinde, sefahat gecelerinde çalıp söylermiş. Bu kişiler Hz Muhammed’in yeminli düşmanlarıymış. Oysa çalgıcı, büyük bir şair olan ve aşiretinin gösterişli lüksünden uzak, mütevazi bir hayat süren bu peygambere karşı kalbinin derinliklerinde bir hassasiyet duyarmış. Gün olmuş devran dönmüş. Çalgıcı, ömrünün akşamında İslam dinine dönmüş.…

Read MoreÇalgıcının Hikâyesi

Nuh’un Gemisinde Olan Bitenler

Dünyadaki kötülüklerin giderek arttığı, idollere kanıp bağlananların çoğaldığı ve dinin giderek gerçeğinden saptırıldığı bir zamanda, bu karanlık gidişi durdurmak isteyen Tanrı, insanları doğru yola sevketmesi için Nuh peygamberi gönderir. Nuh peygamber insanlara doğru ve gerçek olanı duyurur, onları bilgilendirir. Kimisi dinler, kimisi ise Nuh’un gerçeği söylediğine inanmak istemez ve onunla alay eder, hatta ona zulmeder. Bu durum Nuh’un, bazı kaynaklara göre 950 yıl süren yaşamının uzunca bir kısmı boyunca devam eder. Bunun üzerine Tanrı, büyük bir tufanın geleceğini ve yeryüzünün tamamen sular altında kalacağını haber verir. Nuh’a bir gemi inşa etmesini ve sadece kendisine inananları gemiye toplamasını emreder. Nuh, Cebrail ’in yardımıyla gemiyi inşa eder. Nuh’un karısı ve bir oğlu hariç diğer üç oğlu ona inanır. Geminin yapımı bittiğinde, bu üç oğlu, diğer inananlar ve her cinsten birer çift hayvan gemiye binerler ve büyük tufan başlar. Gökten boşanan yağmurlar ve yeryüzünden fışkıran sularla kırk gün süren tufan sonunda tüm yeryüzü sular altında gömülür. Sadece gemiye binenler kurtulabilir. Gemi aylarca sularda seyretmeye devam eder. Tüm hayvanlar ve insanlar, karın doyurmak için  gemide kalan buğday, arpa, tahıl ne varsa birarada kaynatıp yemek olarak yerler. Aşure, bereketiyle böyle başlar[i]. Sonunda bir gün Nuh gemide bir küçük pencereyi açar ve kargaya, “ Git bak kuru bir kara parçası var mı ” diyerek onu gönderir. Ama karga bulamadan döner. Bir süre daha geçtikten sonra, Nuh bu defa güvercini gönderir. Güvercin de bulamadan döner. Birkaç hafta sonra Nuh, güvercini tekrar gönderir. Güvercin, akşama doğru gagasında bir zeytin dalıyla geri döner. Bunun üzerine Nuh suların çekilmeye başladığını toprağın yeniden mahsül verebileceğini anlar. Tam bir hafta sonra güvercin tekrar gemiden uçup geri dönmeyince, Nuh geminin üzerindeki örtüyü kaldırır açar ve geminin kuru toprak üzerinde oturmuş olduğunu görür. Tanrı Nuh’a, “ Artık ailenle beraber gemiden çıkabilirsin, ” der. “ Tüm hayvanlar da yeryüzüne dağılabilir ve eşleşebilir. Bundan böyle ürünlerinizi […]

Read MoreNuh’un Gemisinde Olan Bitenler

Kıskançlığın Üstesinden Gelmek

Üniversite yıllarında sevgili hocalarımdan birisi insan tabiatını anlatırken “Mülkiyet, kanunun onda dokuzudur” derdi. Yıllar sonra, sahip olma dürtüsü ve kıskançlık hakkında Kıskançlığın Üstesinden Gelmek adlı sıra dışı bir kitapla karşılaştım. Bu kitap, gizlide kalan kıskançlık duygusunu aydınlatan, onu hem anlaşılır hem de elle tutulur kılan, bu konuda okuduğum en iyi kitap oldu. Kendimize atfetmek istemediğimiz kıskanma hissi, beraberinde utanç, sıkıntı, dertlenme gibi duyguları da alevlendirdiğinden hepsinden topluca kaçınmak için bahsetmemeyi tercih ettiğimiz bir duygudur. Yine de çoğumuz bunu kendimizde, yaşamın farsklı alanlarında, profesyonel veya sosyal ortamlarda, ailevi…

Read MoreKıskançlığın Üstesinden Gelmek

Yolculuğa Hazırlık

  Yazar Annie Dillard,  “ Günlerimizi nasıl geçirdiğimiz, elbette hayatımızı nasıl geçirdiğimizdir, ” der. Zaman konusunda titiz olan Goethe için her saniyenin sonsuz değeri vardır. Seneca’ya göre ise her gün yaptığımız şeyler hayatımızın anlamını şekillendirir. Zamanın göreceli olan uzunluğu kısalığı, onu neyle, nasıl geçirdiğimize göre belirlenir.  “Hayat, iyi yaşanırsa yeterince uzundur, ” der. Çoğumuz zamanın kıymetini bilerek hedeflerimize ulaşmak için onu optimum şekilde yönetmeye çalışırız ama yine de hiç ölmeyecekmişiz gibi yaşarız. Örneğin, her şeye yetecek kadar bol zamanımız varmış gibi günlerimizi geçirdiğimiz olur. Hatta  kendimizi, sonumuzun…

Read MoreYolculuğa Hazırlık

Zaman Çarkı ve İlkbaharın Gelişi

    Zamanın sadık çarkında, Zeus ve Demeter’in kızı Persephonē Περσεφόνη, tohumların topraktan filizlendiği ve doğanın çiçeklerle bezendiği baharı temsil eder. Antik Yunan amfora ve tabletlerinde elinde bir demet başak ile resmedilen Persephone, hasat tanrıçası Demeter’in tek kızıdır. Genç yaşta, onu kendine eş olarak isteyen yeraltı tanrısı Hades tarafından kaçırılır. Titanlardan Cronus ve Rhea’nın en büyük oğlu, aynı zamanda Zeus, Poseidon, Hera, Demeter ve Hestia’nın kardeşi olan Hades, yeraltı dünyasında yaşar. Üç kardeş dünyayı kendi aralarında paylaştıklarında Zeus gökleri, Poseidon denizi ve Hades yeraltını alır. Sanat ve…

Read MoreZaman Çarkı ve İlkbaharın Gelişi

Ölümden Sonra Bize Ne Olur?

New York’ta NYU Langone Tıp Merkezi’nde dünyanın ilk kritik bakım ve resüsitasyon (hayata döndürme) araştırma laboratuvarının yöneticisi ve kardiyopulmoner Dr. Sam Parnia, “ Öldüğünüzde aslında ölü olduğunuzu bilirsiniz çünkü bilinciniz var olmaya devam eder…” diyor. AWARE araştırması ile tanınan laboratuvarı, Ölüme Yakın Deneyimi (NDE) olan, yani klinik anlamda  kalbi durarak ölmüş olan, sonrasında resüsitasyonla hayata döndürülen yüzlerce hastanın öz bildirimlerini üzerinde araştırmalarını sürdürmekte. Gerçekleşen klinik ölüm ile hayata geri dönüş arasındaki zaman aşımı, durumdan duruma farklılık göstererek birkaç saniyeden 20 dakikanın üzerine kadar sürebildiği belirtilmekte. Tıp dünyasında…

Read MoreÖlümden Sonra Bize Ne Olur?

Ağaçların Gizli Yaşamı

    Orman bakıcısı ve çok satan kitabı Ağaçların Gizli Yaşamı ile tanınan Peter Wohlleben, doğaya olan ihtiyacımız insanlığımızın ayrılmaz bir parçasıdır, der.  Bizi doğayla birleştiren bağın hiç kopmadığına inanır. Orman bakıcılığından evvel kereste endüstrisinde çalışırken, ağaçlar onun için kâr getiren metadan başka bir şey değildir.  O dönemde,  içinde saklı olan bu bağı nasıl keşfettiğini anlatıyor : Bir gün ormanda günlük işimi yaparken yaşlı bir ağaç kütüğüne rastladım. Onu incelediğimde üzerinde farklı yosun katmanları ve birkaç taşın olduğunu farkettim. Yosunu kaldırdığımda  gördüm ki gövde 400-500 yaşında olmasına…

Read MoreAğaçların Gizli Yaşamı