Bültenimize üye olun !

– Hakikatin peşinde, yapay zekasız, reklamsız, insan emeği yazılar, 2015 den beri

Loading

İnsanın Ebedi’ye Yakın Olma Dürtüsü

Nobel ödüllü yazar Romain Rolland’ın, Sigmund Freud’u ziyareti, dostlukları ve bilinçaltının gizli köşelerine erişmeyi nasıl başardığı hakkında Fransız Nobel ödüllü yazar Romain Rolland (1866-1944), Sigmund Freud‘un (1856-1939) öncü analizleri ve bulgularının yeni ufuklar açacağını 1900lerin başında öngörmüştü. Freud’u bu kara kıtada cesur bir yoldaş ve dâhi bir seyrüseferci olarak kabul etmişti. 1924’te, Freud ve kızı Anna Freud’u Viyana’daki dairelerinde ziyareti sırasında gördüğü Freud’un çalışma odasını hayret içinde tarif eder: Küçük tanrılarla, fetişlerle, muskalarla, insanlığın erotik ve dînî rüyalarının hayali yansımalarıyla dolu bir oda !   Arkadaşlıkları düzenli…

Read Moreİnsanın Ebedi’ye Yakın Olma Dürtüsü

İnsanın İçinden Geçen Konuşmaların Kararlarına Etkisi

Kalbin derinliklerine indikçe, ayna daha berrak ve temiz hâle gelir. – Rumi İnsanın kendi içinde süregelen konuşmalar, kişinin kendi üzerinde düşünmesi, iyiyi kötüden ayırt etmesi ve doğru karar vermesi için vazgeçilmez bir araçtır. Ünlü çocuk psikoloğu D.W. Winnicott ,    içte geçen konuşmaları “benlik” gelişiminin önemli bir parçası olarak tanımlar : İç diyalog, kişinin belirgin bir varoluş duygusuyla bilincini uyanık hissettiği fantazi ile gerçeklik arasındaki mekanda geçer. Bilinçaltı ve bilinç arasında seyir hâlinde iken şimdi ve geleceğe yansıtılan benlik, bir olur, aynı anda ortaya çıkar. Kişi, benliğinde…

Read Moreİnsanın İçinden Geçen Konuşmaların Kararlarına Etkisi

Duyguların Yönetimi ile Erişilen Esenlik

Düşünce ve görüşte, bilinçli yaratılan bir farklılığın hisleri ve davranışı nasıl düzenlediği hakkında 11. yüzyılın büyük tıp bilgini ve filozofu İbn-i Sina, duyguların insan ruhu ve davranışı üzerindeki zorunlu rolünü tespit etmiş ve büyük eseri Tıbbın Kanunu‘nda şöyle yazmış : “Duygular, sağlığı ve davranışları etkiler. İnsan, öz-denetimi için duyguları üzerinde hakimiyet kazanmalıdır.” Yüzyıllar sonra, duygu düzenleme modeliyle tanınan Stanford Üniversitesi Psikofizyoloji Laboratuvarı’nın yöneticisi James Gross şöyle açıklıyor : Duygusal düzenleme (regülasyon), kişinin hangi duygulara sahip olduğu, bu duyguları ne zaman ve ne süreyle yaşadığı, ve ifade ediş…

Read MoreDuyguların Yönetimi ile Erişilen Esenlik

Lâlenin Hikâyeleri ve İlham Verdiği Sanatlar

  Fars mitolojisinde hikaye edilir ki lâlenin üzerindeki bir çiğ tanesine yıldırım düşer ve yaprağı alev alır. Hemen arkasından donar kalır.  Lâlenin içinde dipteki karalık bu yanma sonucu oluşur. Dışı kırmızı kalır. Bu yüzden Mevlâna lâleyi, “bağrı yanık bir gülümsemeye” benzetir. Adını, Farsçada kırmızı anlamına gelen lâ’l kelimesinden alır. Zor iklimlerin çiçeği olarak bilinen lâle Anadolu’ya Orta Asya’dan ve İran üzerinden gelir. İlk izleri Selçuklu (1251) döneminde Karatay medresesi çinilerinde görülür : Kanuni döneminde parlayan İznik çinilerinde lâle motifi tüm zarafetiyle boy gösterir. 16. Yüzyılda yabani çiçek…

Read MoreLâlenin Hikâyeleri ve İlham Verdiği Sanatlar

Hacı Bektaş Veli’nin Anadolu’ya Gelişi

Hacı Bektaş Veli’nin sırlı hikâyesi bu, başı sonu olmayan bir zaman içinde geçen. Sır gelip sır gitmiş… gerçek yüzünü tam anlamıyla gören bilen olmamış. Hikâye edilir ki yaşadığı Horasan’da yanmakta olan bir ocaktan aldığı ucu tutuşmuş çırayı Rum diyarına doğru atar. Çıranın toprağa düştüğü yer, ona vahiy olunan ilahi buyrukla gideceği yeri gösterir. “ Ya Bektaş her kande (her nereye) bu köseği  (çıra) düşer ise, senin yerin anda olsa gerektir ! ”  Köseğinin düştüğü yerden kendisine sanki haber ulaşmış gibi bir ses erişir de kulağına der :…

Read MoreHacı Bektaş Veli’nin Anadolu’ya Gelişi

Düşüncede ve Eylemde Korkuyu Yenmenin Yolu

Korku kalpten geçer. Kalbe sözü geçen korkuyu yener. 1939 kışı. Finlandiya, Kızıl Ordu tarafından işgal edilir. Durum oldukça kötü görünür. Finliler asker ve top sayısı olarak Ruslara göre çok zayıf, silahları da ilkeldir. Ancak çok daha büyük miktarda sisuya sahiptirler. Kros kayağı becerilerini kullanarak Rus birliklerini şaşırtmayı ve dağıtmayı başarırlar. Topraklarını geri kazanmayı mümkün kılan “sisu” yu Finliler şöyle tarif eder :   “Katlanmayı bilen bir kararlılık, dayanıklılık, cesaret, gözü peklik ve irade gücü.”  Sisu, daha az güçlü ama cesur yürekli olanın sahip olduğu bir nitelik. Her şey…

Read MoreDüşüncede ve Eylemde Korkuyu Yenmenin Yolu

Mevlânâ’nın Ölümünden Önce Söyledikleri

  Mesnevi evrensel bir aşk ilahisidir.     Ölümünün 750. Yıldönümünde, büyük şair, irfan sahibi bigin Mevlânâ (30 Eylül 1207, Belh yöresi– 17 Aralık 1273, Konya), batıda en çok okunan şairlerin başında gelir. Eserlerinin ve kişiliğinin bugün Batı’da  ve Doğu’da ulaştığı başarının sebebi, onun, her türlü dini normu aşan cesur yürekli manevi boyutudur der Leili Anvar. Mistik Fars edebiyatı, Mevlânâ’nın hayatı ve manevi kişiliği hakkındaki derin bilgisi ile tanınan yazar Leili Anvar, Rumi adlı kitabın önsözünde o dönemi şöyle tarif eder :   Mevlânâ, manevi, kutsal ve…

Read MoreMevlânâ’nın Ölümünden Önce Söyledikleri

İnsan İradesinin Kaynağı

Başkalarına hakim olmak iktidar, kendine hakim olmak ise gerçek irade gücüdür.           –  Lao Tzu Evrenin yaradılışı sırasında sorulmuş yaratılanlara “ irade verelim mi…” diye. Hiç birisi üstlenmemiş. İnsan yaratıldığında ise irade ona bahşedilmiş. Böylece dağların taşların kaldıramadığı ağır yük, yaratılanların en yücesi olan insanın omuzlarına konmuş. Gün olur bir omzumuzda baştan çıkaran ses ile diğerinde aksini söylen ses arasında kalırız. Mesela bir şeyi çok arzular ama geri durmayı deneriz. Ya da zararı olacağını bildiğimiz bir şeyi yine de yaparız. Sakin sakin konuşurken…

Read Moreİnsan İradesinin Kaynağı

Sayıların Kozmik Dili

Pisagor, tıpkı tıbbın beden için bir arınma olduğu gibi, müziğin de ruh için bir arınma olduğuna inanıyordu.   Antik Yunan filozofu ve bilgin Pisagor (M.Ö. 570 – 495), evrenin bir bütün olarak uyumlu yapılardan ve sayılardan oluştuğuna, evrende her şeyin hareketinden ilahi bir müzik yayıldığına inanıyordu. Gezegenlerin, yıldızların uyumlu ve tekrarlayan dönüşlerinde, musica universalis, yani kürelerin müziği olarak ifade ettiği göksel melodilerin işitilebileceğini öne sürmüştü. Ona göre evrendeki küreler, müzik notalarına karşılık gelen matematiksel denklemlere göre dönmekteydi. Pisagor’un matematik ve  müzik teoreminden 2500 yıl sonra, günümüz astrofizik…

Read MoreSayıların Kozmik Dili

Goethe’nin Renkler Teorisi ve Her Rengin İnsan Üzerindeki Etkisi

Goethe’nin renk teorisi, gözün rengi nasıl gördüğü ve aynı anda kendi rengini nasıl yarattığı hakkında   Büyük şair ve bilgin Johann Wolfgang von Goethe (1749-1832), insan gözünün şahit olduğu ışık ve renk fenomenolojisini tutkuyla araştırır ve bulgularını Farbenlehre (Renkler Teorisi) adlı eserinde toplar. Yaşadığı dönemde bilimsel ölçü noksanlığı nedeniyle pek kabul görmese de kurduğu fizyolojik renkler doktrini, daha sonra gelecek yüzyıllarda sanatta, fizikte ve felsefede geniş yankılara yol açacaktı. Fizyolojik olarak ifade edilen renklerin özneye, yani görme organına, “kendisi ışık olan” göze ait olduğunu, üstelik bu renklerin…

Read MoreGoethe’nin Renkler Teorisi ve Her Rengin İnsan Üzerindeki Etkisi

İnsanın Yükselmek Arzusu

  “ Hep daha yükseğe erişmek insanın doğasında vardır ve insan hayatı, onun en yüksek amaçları ve özlemleri hesaba katılmadıkça anlaşılamaz, ”  der  Ameriaklı psikolog Abraham Maslow (1908-1970). İnsanın hiyerarşik ihtiyaçları üçgeniyle tanınan Maslow’a göre, bu üçgenin zirvesinde üstün ihtiyaçlar vardır.  “ İnsan doğasının en yüce tarafları bulunur. Bu aşamadaki insan, asıl benliğinin yüce – aşkın hâlini deneyimler.” İnsan doğasını tam ve gerçekçi olarak anlayabilmek için, onun temel güvenlik ve aidiyet ihtiyaçları kadar olgunlaşma ve aşkınlık ihtiyaçlarını da dikkate almalıyız der. Bu aşamadaki insanın ihtiyaçlarından örnekler verir…

Read Moreİnsanın Yükselmek Arzusu

Ostad Elahi’nin Emsalsiz Müziği

Usta müzisyen, düşünür ve yargıç Ostad Elahi  (11 Eylül 1895 – 19 Ekim 1974) der ki : Müziğin, çoğu henüz keşfedilmemiş sayısız özelliği vardır. İran’ın küçük, ücra bir köyünde doğan Ostad Elahi, mistik geleneklerin günlük hayata hükmettiği ruhani bir ortamda büyür. Çok erken yaşlarda, babası Hadj Nemat ’ın (1871-1920), onun eline uygun boyda yaptığı küçük tanburu çalarak müziğe başlar. Dokuz yaşına geldiğinde, onu dinleme imkânı bulmuş dönemin A. Saba, D. Khan gibi ileri gelen müzisyenleri, kendisini “ eşsiz bir tanbur ustası ” olarak tanımlar. Ostad Elahi tanburu…

Read MoreOstad Elahi’nin Emsalsiz Müziği

Gülün Latif Kokusu ve Temsil Ettiği Anlamlar

Gizemli bir çiçek olarak kabul edilen gül, antik çağlardan beri aşkın, güzelliğin ve ilahi mükemmelliğin sembolü olmuş. Gül özü, Anadolu’da, İran’da Zerdüşt zamanından bu yana (~MÖ 1000 ) yemeklerde, tıpta ve çeşitli törenlerde kullanılagelmiş. Ellerin ve yüzün arınması için gülsuyu ile yıkanması, birbiri üzerine gülsuyu serpilmesi, gül şerbeti içilmesi, gül tütsüsü çeşitli etnik, kültürel, dini törenlerde yer almış. Orta çağda gül, manastır avlularında yetiştirilir, tütsü ve tıbbi amaçlar için kullanılırmış. Bugün en kaliteli gül suyu ve gül yağının, Bulgar ve Türk güllerinden çıkarıldığı kabul edilmekte. Greko-Romen mitolojisinde…

Read MoreGülün Latif Kokusu ve Temsil Ettiği Anlamlar

Rüyaların İşaretleri ve Bilinçaltındaki Saklı “Ben”

Rüyanın gerçekle bağlantısı ve rüya aracılığıyla insan benliğinin bilinmeyen kısımlarına erişebilmek hakkında “ Rüyasız bir dünya ışın geçirmez ve ağır olur, ” diye yazar günlüğünde Anaïs Nin (1903-1977). Sigmund Freud (1856-1939) rüyaları, ilkel benliğimizin uygar benliğimizle buluştuğu ve tüm anıların toplandığı “ bilinçaltı faaliyetlerimizin bilgisine giden kraliyet yolu ” olarak tanımlar. Bilinçaltı, kişinin kendini bütünüyle tanıması için eşsiz bir rehberdir. Carl Jung (1875-1961) da rüyaların önemi hakkında şöyler der : Rüyalar aracılığıyla iletişim kuran bilinçaltı, kişinin varlığının en az yarısıdır. Başka hiçbir kaynaktan elde edilemeyecek tavsiyeler ve…

Read MoreRüyaların İşaretleri ve Bilinçaltındaki Saklı “Ben”

Venüs ile Mars’tan Gelenlerin Dünyadaki Yaşamları

Dünyada en çok satan kitabında John Gray, kendilerini yeryüzünde bulan Marslılarla Venüslülerin ortak yaşamlarını anlatır. Erkekler Mars’tan, Kadınlar Venüs’ten adlı hikâye, uzun zamanlar önce bir gün, Marslıların teleskoplarından bakarak Venüslüleri keşfetmesiyle başlar. Venüslüleri ilk kez gören Marslıların içinde hiç tanımadıkları hisler uyanır. Bu hâl üzerine  hızlıca uzay yolculuğunu icat ederler ve Venüs’e uçarlar. Venüslüler, Marslıları kollarını açarak karşılar. Bu günün geleceğini aslında sezgisel olarak biliyorlardı. Marslılar ve Venüslüler arasındaki aşk büyüleyiciydi. Birlikte olmaktan, birbirlerini öğrenmekten ve keşfetmekten keyif alarak birbirlerinin ihtiyaçlarını, tercihlerini ve davranış kalıplarını keşfettiler. Yıllarca…

Read MoreVenüs ile Mars’tan Gelenlerin Dünyadaki Yaşamları