Evvel zaman içinde, Yunanistan’da, Atina şehri ve Attika yöresi himayesinin tanrılardan birisine verilmesi kararlaştırılır. Bu emaneti taşıyacak olan koruyu tanrıyı belirlemek için büyük bir yarışma yapılır. Yarışma, Atina şehrine yukarıdan bakan kayalık tepenin üzerinde yükselen Parthenon Tapınağı ’nda, ilk Atina kralı Cecrops’ın tanıklığında gerçekleştirilirecekti. Görkemli yarışmanın iki adayından birisi adalet, bilgelik ve savaş becerileri tanrıçası Athena; ikincisi de denizlerin tanrısı Poseidon olur. Şehrin koruyuculuğunu kazanmak için Athena ve Poseidon ’un her biri halk için değerli ve yararlı bir hediye sunacaklar ve Atinalılar için en değerli ve faydalı sayılacak hediyeyi hangisi sunarsa, Atina’nın hamisi olarak onurlandırılacaktı. Hediyesini ilk sunan Poseidon olur. …
Blog Posts
Dayanıklılık ve travma konusundaki çalışmaları ile tanınan nöropsikiyatrist Boris Cyrulnik, “ Yeniden düşünmek ve medeniyeti değiştirmek zorundayız” der. Kültürümüz pusulayı kaybetti, göz ucuyla ilerliyoruz, olaylar tarafından savrulup itiliyoruz […] Yeni bir yön seçmeliyiz çünkü insanın, doğanın üstünde olmadığını, doğanın içinde olduğunu anladık. Fiziksel, psikolojik ve ruhsal olarak, bulunduğumuz doğal alanımızda, düşündüğümüzden çok daha fazla yontulmuş durumdayız. Son kitabı Ruhlar ve Mevsimler’ de ruhu iyileştirmeye odaklanıyor ve ruhun içinde bulunduğu psikolojik ekoloji ’nin tedavide çok önemli bir etken olduğuna olarak dikkat çekiyor : İyilik ve mutluluk arayışında, kültürümüz, uzun yıllar boyu bizi doğanın üstünde olduğumuza ve insanın doğaya hükmetmesi gerektiğine …
Tellerin uğultusunda geometri, gezegenlerin aralıklarında da müzik vardır. Bilge, filozof ve bilim adamı Pisagor (yaklaşık MÖ 570), Yunanistan’ın Samos adasında doğar. En bilinen temel matematik teorisi a2 + b2 = c2 ile tabiatta, mimaride, müzikteki bir çok oranı açıklar. Müzik ile matematik arasında gizemli bir bağlantı olduğunu öne sürerek gezegenlerin matematiksel denklemlere göre hareket ettiklerini ve hareketlerinden yayılan rezonansın, müziksel notalarda karşılığı olduğunu belirtir. Bunu evrenin müziği anlamına gelen musica universalis olarak tanımlar. Sayıların, tüm varlıklarda bulunan temel unsurlar olduğuna ve bir bütün olarak evrenin, ahenkli frekanslar ve sayılardan oluştuğuna inanır. Pisagor ayrıca, Dünya’daki yaşamın, insan kulağı tarafından algılanamayan ilahi ses frekanslarının …
Beyin “ya hep ya hiç” prensibiyle işlemez. “Bizler rutin alışkanlıkları olan varlıklarız özellikle de içinden geçtiğimiz bu dönemde. Bu normaldir, zira beynimiz sürprizi sevse de, aşırı ısınmasını önlemek için rutine ihtiyaç duyar ” der tanınmış Fransız sinirbilimci Valentin Wyart. Planlamanın zor olduğu, beklenmedik olaylarla dolu bir yılı geçirirken, rutinler kendimizi yapılandırmamıza, yaşam kalitesini onarmamıza imkân verir. Kişinin günlük hayatına yerleştirdiği bu rutinler, en azından kısa vade plan yapmayı mümkün kılar. Örneğin gelecek hafta sonu ne yapacağını, cumartesi sabahını spora ayırdığını, pazar günü pazara gideceğini bilmeyi sağlayan rutinler güven verici, yapılandırıcı ve zaman kazandırıcı alışkanlıklar olur… Bir rutini benimsediğimizde, ilgili …
Dinle neyden nasıl şikayet eder ayrılıklardan Der, ayrı kaldığımdan beri sazlıktan, bu feryâdım Sebep oldu kederine kadının erkeğin, ağıtım. En çok okunan şairlerden birisi olan Mevlânâ Jalal-e-din Mohammad Rumi (1207-1273), bilgeliği ve mistik öğretileriyle Sufi inanışın Anadolu’da yayılıp yerleşmesine sebep olur. Moğol işgali sırasında doğduğu Belh kentinden ayrılıp Konya’ya yerleştikten kısa bir süre sonra Anadolu arifleri ve dervişleri, onun manevi ve entelektüel bilgilerinden yararlanmak için çevresinde toplanırlar. Manevi yaşam, dervişlerin günlük maddi yaşantısı ile iç içe sürerken; ruhani müzik ve dans, meclislerin ayrılmaz parçası olur. Rumi ’nin çevresindekiler ve müridleri, kendisine ustamız, Mevlâ’mız, efendimiz anlamına gelen “Mevlânâ ” adı …
Hayatlarımızı bir rüyayla karşılaştıranlar haklıymış. Uyanık uyuyor ve uykuda uyanıyormuşuz. –Montaigne Yıllar önce güzel bir ilkbahar günü Efes’i gezerken bir yaşlı dede anlatmıştı bu hikâyeyi ve beraber mağaranın olduğu yere atlı arabayla gitmiştik. Sonraları öğrendim ki bu hikâye meğer evrenselmiş, birçok dilde yazılmış. Ama o bahar günü Efesli dedenin anlatmasıydı bende ilk iz bırakan. Yaklaşık MS 250 yılında Roma imparatoru Decius zamanında yaşayan yedi gençtiler. O devirde çoğunluğun putlara, idollere inanmasına rağmen bu gençler Hz. İsa’ya inanmayı seçmişlerdi. Bunu duyan İmparator Decius, yedisini de huzuruna emretti ve onlara yeni dinleriyle ilgili sorular sordu. Gençler, İmparatorun İsa’nın dinine tamamen karşı olduğunu …
Bende nefret uyandıran, kalbinde gizlediği şeyden başka bir şey konuşan adamdır. Antik Yunan edebiyatının şaheserlerinden biri olarak kabul edilen İlyada ’yı, Homeros’un MÖ 700-800 yıllarında yazdığı tahmin edilir. Agamemnun yönetimi altında müttefik Yunan krallıklarının on yıl boyunca kuşatma altında tuttukları Truva’daki savaşları hakkındadır. Destan, Afrodit, Athena ve Hera arasındaki güzellik yarışmasıyla başlar. Afrodit, yarışmanın jürisi olan Paris’e, kendisini seçtiği takdirde ölümlüler arasındaki en güzel kadına sahip olacağı sözünü verir. Karşı konulamaz güzellikteki bu kadın, Yunan kıyısında ikamet eden Akha kralının karısı, daha sonra Truvalı Güzel Helen olarak anılacak olan Helen’dir. Sonuçta Afrodit yarışmayı kazanır ve karşılığında Paris, Helen’i kaçırarak yaşadığı …
İnsanlığın ilerleyebilmesi uğruna, gurur veren yüce cesaret derslerinin olması gerekir. Efsanevi Fransız yazar ve şair Victor Hugo (1802-1885), büyük eseri Les Misérables‘da, tereddüt ve kararsızlığı bir kedinin duraklamasına benzeterek anlatır : Kedilerin yarı kapalı bir kapının eşiğinde uzanarak duruşunu çoğu insan deneyimlemiş ve Hadi içeri gelsene ! demiştir. Kedinin eşikteki duraksaması, önlerindeki bir meselenin kapısı yarı açık iken, olası iki çözüm arasındaki kararsız kalıp duran insanlara benzer. Ancak bu tür insanlar, talihin cilvesiyle aniden kapanıveren kapıda ezilme ya da sıkışma riskini taşırlar. Tabiatları gereği aşırı ihtiyatlı olan kediler, bazen, cüretkâr olanın maruz kaldığı tehlikeden daha fazlasına maruz kalırlar. …
“Bilgili olmak ne kadar kolay, oysa hakiki insan olmak ne kadar da zor.” Yirminci yüzyılın dikkate değer müzisyeni ve düşünürü Ostad Elahi (1895-1974), yargıçlık görevinin yanı sıra, hayatının önemli bir bölümünü, müziğe ve dinlerin temel ilkelerini içeren kutsal metinleri incelemeye ayırır. 21 yaşına kadar, soyundan gelen geleneksel mistik geleneğe bağlı kalarak münzevi yaşadıktan sonra hukuk eğitimini tamamlar ve emekliliğine kadar, yargıçlık ve temyiz mahkemesi başkanlığı görevlerine devam eder. Küçük yaşta çalmaya başladığı tanbur ile on yaşına vardığında kendisine “Usta” ünvanı atfedilir. Hayatının sonuna kadar müziğe verdiği kıymet ve zaman hiç eksilmeden devam eder. Düşüncesinin temel ilkeleri : asıl benliğimiz olan …
Bundan 13 yüzyıl önce cesur, metanetli, inancı sadık bir kadının, 35 yaşındayken yaşadığı büyük trajedide olağanüstü mücadelesi ile dünya tarihine geçmiş yüreklere dokunan hikâyesini anlamak kolay değil. Ailesini, sevdiklerini en acı şekilde Kerbelâ katliamında kaybetmiş ve kendisi de esir düşmüş halde iken tüm bunlara sebep olan gözü dönmüş iktidara, zulme karşı tek başına durabilmiş; hatta katledilen ailesinden geriye kalan tek yeğeni hayatta kalabilsin diye kendi ölümünü göze alacak kadar cesur olan bu kadın, Hz. Hüseyin’in kız kardeşi, Hz. Ali’nin sevgili kızı ve Hz. Muhammed’in torunu olan Zeynep’tir. Hicri takvimde Muharrem ayına denk gelen 10 Ekim 680’de İslamiyet tarihinin büyük …














Social Profiles